‘Bed’ yarınları için saklamıştı her şeyi.
Düşü verdi yâri için yazdığı kalem elinden.
Düşürdü dilinden, bir şey gelmez elinden.
Bilirdi hâl-bu-ki ‘bed’ kalmayacağı evinden.

Söylemiştir her şeyde bir kere daha yüzüne.
Etme eyleme günah-ı’nı. Söyle erbâbını.
Bırakacak elleri, gönülden uçacak yavru kuş.
Tütünler çekilecek ciğere, ağlayacak gözler.

Hiç ağlamadığın kadar ağla haline.
Hiç kurmadığın hayalleri, hainlikle.
Besliyorsun karamsarlığını, her şeyde.
Biriktiriyorsun sabır boncukları.

Ah yâr’em. Gözleri Neftî asmânem.
Vah garba yem olan hâsman-en.
Ben bilirdim ezlinde, en evvelinde.
Ve söyledim yarım kalacak sözlerinde.

Sen âh etme, vah deme.

Ziyân-ı Bêd – Bedbinderune / Ozan-ı Bedbaht.