Asya Kıtası

İşte az önce 2 kez kaybettim kendimle olan savaşımı. Eminim, bir yolu vardır günahlara karşı kazanmanın. Oysa dramatik bir müziğin hüznü eşliğinde bu satırları karalamak en başından beri aptalcaydı.

Artık başarmakla ilgili tasalarım yok, artık kaygılarım öldü, gömdüm. Artık yakındıklarım yok, artık hırsım yok, yörüngemden koptu. Artık kin ve nefret beslemeyecek kadar boşluktayım. Artık dünyanın ve saçmalıklarını görmezden gelebiliyorum.

İşte buradayım, bir sigaranın ciğerimi zehirlediği yerde. Kendimi zehirlediğim yerde. Aynı yerde ölmüştüm. Parçalarıma ayrılıp, yeniden doğmuştum.

Sana nasıl öldüğümü ve yeniden nasıl doğduğumdan hiç bahsetmedim. Bahsetmeye de niyetim yok. Çünkü artık sessiz kalmamın, avazım çıktığı kadar bağırmaktan daha kuvvetli olduğunu öğrendim. Evet, tam olarak böyle. Ve bu söz çok hoşuma gitti. Tekrar yazacağım.

Sessiz kalmamın, avazım çıktığı kadar bağırmaktan daha kuvvetli olduğunu öğrendim!
Ve kimseye öğretmeyeceğim.

Oysa birkaç gün önce, öğretmenler günümü kutladı Asya Kıtası…

Kime sorsan “böyle olmayı ben istemedim” der ve hayatında muhtemelen yakınacağı 1000 tane hoşuna gitmeyen şey vardır. Karnı doymasına rağmen işinden memnun değildir. Güvenli, sıcak ve rahat uyumasına rağmen yine de bir yerlerine batıyordur yatağı… yastığı…

Şu bir gerçek ki, Aşk’ı ben istemedim, zaten onca yazdığım şiir, boş, basit bir karalamadan ibaret. Ve bu geceyi sabah ettim. 06:07 zaman ölüme götürüyor, ben hiç bıkmadan takip ediyorum. Sizler de takip ediyorsunuz.

#Bendeniz / Susmak!