Sen uzakta olduğun için uzaktayım
azıcık savur saçlarını bana,
kokun gelsin.
SADAKA ÖMRÜ UZATIR AZİZİM. ÖMRÜN UZASIN.

Sen bakınca Oğuz mumun erir.
Korkma, bitmez.
İstediğin kadar bakabilirsin.

Üzgün bir müziğin eşliğinde.
Biraz Cemal var içimde,
biraz Turgut.
Yalnız bir bankta
boş bir parkta
köpekler var, az ileride
sahilde martılar.

Kırgın kafiyelerin sıralanışı
azıcık da onlardan kırık kalbim
sevdayı nasıl yazmışlar
Sen’siz…
nasıl yazmışlar?

Yazamamışlar Azizim…
Olmamış, olmamış O satırlar Sen’siz.

Bu saçmalıklarda değil,
gözlerine değmeye layık değiller.
Ellerimden nice sayfa kirlendi.

20:40 Sevgili!
Birazdan sönecek evlerin ışıkları
gül satan teyzeler var oralarda
gitmiyorlar yalnızların yanına
bakmıyorlar fallarına.

Şu işe bak Azizim…
adam yerine de koymuyorlar.

Şu gözlerinden dökülen bir damla yaşa
yakasım var şu denizi
öyle çarpıyorlar ayaklarıma.
Galata!
Gündüz sıcak, akşam soğuk.

Bir sokak müzisyeni,
soğuk taşlara oturmuş
ne zoru varsa sıcağın
ne yokluğu varsa soğuğun
onlarda mı yalnızlar?

Bana masal geliyor bunca yokluk
bu olsa olsa güneşsizlik hastalığına yakalanmak
yasaklamak gerek Aşk’ı
yakmaması gerek Aşıkları,
gerçi memnunlar hayatlarından
zaten sahteler.

Yekpare o elbisen,
ayak bileklerin…
Ben onlara da kurban olurdum.

Bu yaratılışın birisinde kıymetli olmalıydı.
Kusura bakma Sevgili!
Sen’i Sevmeyi yeni öğreniyorum,
unutmaya niyetim yok!

Bir beklentisi de yok!
Bir bekleyiş ölüme doğru Sen’den serin.
Benden daha derin değil O denizler.

Oğuzhan Deniz
kaynar fokur fokur…
Düşmez
Aşk’tan da değil
şairlikten…

Kimi yazdıracağını biliyor zaten kalem
yoksa Sen’inle ilgili değil
bunca Aşk’ı yazan var
oysa Aşk’ın yazılması gerekti.
yoksa milyarda bir ihtimal
onca şiir içinden Sen’i
onca güzel kadın içinden Sen’i
bunca şair içinden beni,
yazdırıyor Sen’i.