Kızılkahve rengine bürünüyor dünya…
Bir şayeste hikayesi, tüm besteleri yeniden yazdıracak kuvvette…
Güneşin yeniden doğduğuna, gerçekten doğduğuna işaret ufuk çizgilerinden yüzün.

-Ben uyumazdım… dedi kadın, gözleri gerçekti.

Kızılkahve Bir Şayeste Hikayesi.

Uykusuzluğa verdiğim uykum, yüktür gecemin sırtına, aklımdan neler geçer, neler. Sahi, kimde şahanesin böyle?

Ah benim laftan anlamaz kalbim,
unuttuğundan beri her şeyi,
unutmayacağım tek şeysin…
Aşk benim küçük bebeğim,
kollarında huzur bulur,
bir tek kollarında durur.
Yatağın sıcak tarafı,
yastığın serin yanı,
ne tarafa savurursa rüzgar saçlarını,
oradayım…

Sen,
güzelliğin evi,
içinde Sen’in olduğun ev güzel.
İçinde Sen’in olduğun dünya yeşil,
içinde Sen’in olduğun şiir kafiyeli,
hayat bundan boyar gözlerimi,
göremediğimden gözlerini,
çoktur özlemi, hiç gizlemedim.
Hiç dinmez,
hiç dinlemez Oğuz,
hiç bilmez,
hiç sönmez Oğuz.

Güzelliği tavaf için dönüyor etrafında ateş böcekleri,
en tatlı özü almak için Sen’i arar arılar dünyanın dört bir yanında,
Aşk-ı tavaf için pervaneyim etrafında,
sahi, Sen’in için dönüyoruz dünyayla etrafında.
Sen bilsen de, bilmesen de.

Ah benim söz dinlemez kalbim,
Sen bırakınca ellerimi, bırakası gelir atmayı,
saatin durası gelir bir an,
saat benim haylaz bebeğim,
hiç geçmez Sana gelirken,
bir tek yanında akıp gider…
Sen,
dünyanın en güzel mevsimi,

ne zaman ki üzülürsün, kış gelir dünyaya.

Vay benim kalbimi dinleyen aklım,
canım ha çıktı çıkacak canım,
yine de ucuzdur ezdiğin kaldırımlardan,
söylediğin şarkılardan,
Sen en şahane bestem
aklımı benden almış şayestem,
aheste aheste yanar Oğuz içten içten,

Vay benim beni dinlemeyen benim.
Neden varsan ondan varım da,
var edene şükür,
yine de eksik kalır tazimim,
daha demin ikiye katlandı sevgin,
daha yeni ikna ettim kalbimi özleminden,
henüz vurdum kollarıma prangayı,
zincirleri kırıp zindanlar yıkıldı içimde,
bu yıkıntıdan sağ çıktım,
sağım sağ da, solum orada hala,
akşamın kırgın soğukluğunda,
işte yine o anda,
boynundan çalarken hayatı,
yakalandım zamana,
eskidim zamanla,
saçlarım vazgeçti siyahından,
gözlerine özendi yapraklar da,
mevsim artık sonbahardı.

Çok kısa bir vakitte, uzun zamandır Sana Aşığım…

Tam olarak beklettiğin yerde, bu yerde hava soğuk, yağmur sağanak ve insanlar gelip geçiyor önümden. Simitçinin soğuğa direndiği cepleri. Beni anlatıyor sanki Sen’in karşında.

İmkansızlıklarla doluyuz, ölüm gibi.

Oğuzhan Deniz * Bendeniz / Kızılkahve Bir Şayeste Hikayesi – Şayestem