Hikayemin başka bir acıklı yanı da, yanında olmamaktır.

Öğrenmemenin yaşı vardır, 29’dur. Yine başladığım yerdeyim. İlk adımlarımı attığım zemin, şimdi bana ait değilmiş gibi. Yine başladığım yerdeyim, burası huzur bulduğum yerlerden biri.

Biri vardır, genelde özler beni. Ölmeyi bekliyor uzun süredir. Yaşlılığına rağmen gözlerindeki gençliği görebiliyorum. Sesinde kırıklık vardır, yalnızlıkla geçirirken günlerini, sevdikleri birer birer terk etmiş… Yine de asil bir davranışı vardır, bunu bükük dudaklarından anlayabiliyorum.
Kendini hatırlanmaya terk etmiş.
Kendini sevilmeye terk etmiş.
Kendini hatırlıyor tozlu raflarından.

Biri vardır, genelde gülmez. Sabit fikirli, hayatı kaybetmiştir. Nereden tutarsan tut, elinde kalmış hayatı, sonra bırakmış hayatın yakasını, elleri gevşemiş ve gamsızlık yükünü yüklenmiş. Artık beyazlamış saçları ve sakalları arasında dolaştırırken ellerini, endişesinden vazgeçmiş gözleri.

Biri vardır, genelde umut doludur. Hayat onda hayat bulur. Anne şefkatinde kolları, kokusu hatırlatır güveni. Artık gözleri dolmaya aşina, tanırsınız bu kırmızılığı.

Biri vardır, genelde hayat doludur. Umut onda umut bulur. Anne şefkatinde kolları, hayallerinden hiç vazgeçmemiş, güneşin dünyasına mum olduğunu bilir. Allah üflese sönecek bilir. Ama yine de olduğu yerdedir…

Biri vardır, genelde Aşk doludur. Kafiyeler yazar durmaz, Aşk’ı her gün ikiye katlanır, bu ağırlık altında ezilir, pişmanlıkları vardır, inanamadıkları vardır mesela, kendine inandıramadıkları vardır. İnanılmaması gerekenlere inanır ve genelde karamsardır.

Biri vardır, hayatı yarım yamalak. Üzerinde binlerce yük olduğunun farkında değil, hayatın henüz kendine neler sakladığının farkında değil. Saflığın ölçüsüdür. Konuştuklarına kulak verseniz, yeniden duyabilmenin hazzını yaşardınız.

Tüm bu hengamenin içinde tasayı bir kenara bırakmak, ”birilerinin” işidir. Öyle güzel kolay unuturlar ki kendilerini, başka bir hayata aitmiş gibidirler. Ama hepsi akıl doludur.

Oğuzhan Deniz * Bendeniz / Onlar biliyorlar.