Çiçeklerin özendiği kadın!

Köşeye atılmış bir çiçek gördüm bugün, yalnızdı, yapraklarından arındırılmış… Ölmek üzere birkaç yaprağı daha var ama yine de can çekişiyordu bildiğin. Canından can gidiyordu bildiğin… Ama terk edilmişti kimsesizliğe, bir kapı eşiğinde, ölümün beşiğinde. Bembeyaz kefenler gibiydi yaprakları. Bakıp, isyan etti gözlerimin içine, içine… dedi ki, ”Artık hiçbir çiçek kokmaz.

Ne önemi var ki, dünya da milyonlarca çiçek var değil mi?

Ama bilirsin beni, kıyamam hiç çiçeklere, onlar yapraklarını döktüğünde, benim de dökülür ruhum yerlere, saçılır etrafa…

Çiçeklerin Özendiği Kadın, Sen kadar güzel kokmadıkları için isyan ettiler hayata, öyle mi?
Senin gibi zarif olmadıklarından vazgeçtiler tek varlıkları yaşamdan, öyle mi?
Sen kadar beyaz olamadıkları için mi utandılar, ondan karanlığa yürüdüler, öyle mi?
Belki de ötenazi istemişlerdir… Dayanamamışlardır yokluğa, zamana boyun eğmişlerdir.

Yok yok, Çiçeklerin Özendiği Kadın, Sen yürürsün, onlar Sana Selam durur.
Yok yok, Çiçeklerin Özendiği Kadın, Sen yürürsün, onlar bundan hayat bulur.

Hiç uzak değilim Sana oysa, bir adım ötende, bir bakış mesafende…

Sen, Çiçeklerin Özendiği Kadın

Neden ölümlü gibi davranıyorsun?
Neden öldürüyorsun sevenlerini?

Bugün bir çiçek gördüm, ölüme terk edilmiş… Oysa ölüm onlara vız gelirdi. Zaten Sen’in için ölmeyi göze almışlardı. Zaten Sen’in için açmışlardı, zaten öleceklerdi.

Ama çiçekler, sevgiyi temsil ederler… çiçekler solunca, sevgiler soğur.

Sen soğutma Sen’i sevenleri..

Oğuzhan Deniz * Çiçeklerin Özendiği Kadın!