-Hiç dünya da yalnız kalmak istediğiniz oldu mu?
.
-Benim oldu.
-Hem de hiç istemediğim kadar.

Bir sabah uyandığımda herkesin birden ortadan kaybolduğunu düşünüyorum çoğu zaman. Herkes bir anda nedenini bilmediğim bir şekilde kaybolsa…

-Ne güzel olurdu aslında.
-Benden başka kimse olmasa, sadece ben.
-Egomdan falan değil.
-Hiç gürültü olmazdı mesela, evimin önündeki caddeden hiç araba geçmez ve tekerlek seslerini işitmek zorunda kalmazdım.
-Çalışmak zorunda da kalmazdım.
-Gereklilikleri düşünmek zorunda kalmazdım.
-Ama düşünmeye ne çok vaktim olurdu…
-Binlerce kitap okuyabilirdim.
-Bir köpeğim olurdu mesela.

Evet, şimdi şöyle düşünün;

Dünya da birden herkes kaybolmuş ama her şey yerli yerinde. Yani fabrikalar çalışmasa bile yerinde, gökdelenler yerinde, gemiler, uçaklar ve arabalar… keza ne varsa, insanoğlunun elinden çıkmış olan en ufak bir şey bile burada ancak insanlar yok.

Evet, şimdi böyle düşünün;

Burası benim hayal dünyam ve burada kimseye yer yok.
Tüm dünya ayaklarımın altında ve yalnızca benim ayaklarımın altında. Bir yere girmek istediğim de ne karışan var ne de soran. Her şey de yalnız dünya da ben olduğumdan bana ait olurdu. Ancak bunu, her şey benim olsun diye istemiyorum, herhangi bir sebepten dolayı değil sadece kullanabileceğim için. Pahalı arabalar falan da istemiyorum…

Elbette dünya da kimsenin olmaması bazı problemleri beraberinde getirecektir. Örneğin elektrik problemi, örneğin ulaşım, örneğin yabani hayvanlar ve bu birçok hayvanında aynı zamanda öleceği anlamına da geliyor. Bir nevi insanların oluşturmuş olduğu ekolojik döngü anında çökecek ve kediler, köpekler açlıktan ölecekler. Ama yine de burası benim hayal dünyam olduğundan kimseye ölüm yok… en azından ben istemedikçe.