Hayat biraz tozpembe, biraz karanlık. Gri yokmuş. O yüzden mutsuzdur insanlar.

Sen’i gören insanlar mutlu yaşar ancak.

Tozpembe yaşamlar var, yalanlarla yaşarlar.
Kara yaşamlar var, daha az yalanlarla yaşarlar.

Peki, Dünyayı Sen Gören Adam… o mutlu mudur? Mutsuz mu?
Ölümle yarışıyorken her gün, okul çıkışı yaktığım sigara kadar masumdu ilk zamanlar.
Tut ki, hiç olmadı Oğuz diye bir adam, daha mı mutlu olurdun? Daha mı mutsuz?
Ne fark ederdi, beni hiç tanımasaydın?
O yüzden önemi yoktur mutsuzluğun, yani biz insanlar var ederiz mutluluğu ve mutsuzluğu da. Şüpheli bir gerçeklik değil mi?

Peki, konuşmasan da Sen’i duyan adam… Sen’ce mutlu mudur? Mutsuz mu?
Kendiyle savaşıyorken her gün, askerde nöbet tutarken içtiğim sigara kadar hüzünlüydü bir zamanlar.
Tut ki, hiç olmadı Oğuz diye bir adam, hiç mutsuz olmazdın ama hiç sevenin de olmazdı.
Ne fark ederdi, ben Sana hiç Aşık olmasaydım?
O yüzden önemi yoktur mutsuzluğun, yani biz insanlar yok ederiz mutluluğu ve mutsuzluğu da. Tuhaf bir gerçeklik değil mi?

Peki, Sen uzaktayken bile yanı başında olan adam mutlu mudur? Mutsuz mu?
Öyle sürekli aklında taşıyorken her gün, Galata’da bir sahil kenarında denizle söndürürken sigaramı, hem denizden hem de ciğerimden nefret etmediğim gerçeği gibi.
Tut ki, hiç olmadı Oğuz diye bir adam, kör mü kalırdın ömür boyu, yoksa beni de geçip, görebilir miydin ardımdakileri?
Ne fark ederdi, ben Sen’i hiç sevmeseydim?
O yüzden önemi yoktur uzaklığın, yani biz insanlar var ederiz özlemeyi de. Garip değil mi özlemek?

Nasıl olur da tüm dünyamı beraberinde götürebilirsin yanında?

Oğuzhan Deniz * Sevgiliye Mektuplar / Sabaha dek süren hayal meyal Sen görmelerim.