Merhaba Sevgili!

Her şey aynı… Masam, sandalyem, çayım ve sigaram… Gökyüzü ve yeryüzü de aynı. Şarkılar aynı, insanlar aynı. Martılar aynı, çığlıkları aynı. Bir defasında bana ”Martıyı sevdiğin kadar seni.” demiştin… Zihnimde yankılanması ilk söylendiği andan beri aynı. Her şey aynı. Değişmedi içim dışım, içimde her şey aynı, dışım yabancı.

Özledim Sevgili!

Çok özledim Sevgili… saçlarından koklamayalı Aşk’ı epeyce oldu. Çok özledim. Ve artık yazmak gelmiyor içimden. Yazmaktan nefret ettiğimi söylemiştim ya, şimdi çok özledim Sevgili yazmayı… Şiirlerimi özledim, onları yazarken Sen’i hayal edişimi özledim. Özledim Sevgili yürüyüşünü seyretmeyi. Özledim Sevgili Sana bakmayı, özledim sevgili Sen’i öpmeyi. Sen’i sevdiğimi söylemeyi özledim Sevgili. Gözlerinin içine dik dik bakıp, “Aşığım Sana” demeyi özledim. Özledim Sevgili çok özledim Sen’inle ilgili her şeyi.

Seviyorum Sevgili!

Sen’i Seviyorum, çünkü bu Sen’in için önemli. Zaten ne var ki bende Sen’den başka? Seviyorum Sevgili, hem nasıl seviyorum hem nasıl ölüyorum Sen diye… Biliyorsun Sevgili, sözümden, gözümden anlıyorsun Sevgili!

Acıyorum Sevgili!

Uzun süredir bilmiyordum kendimi, bulamıyordum kendimi. Ve Sen, sanki elinle koymuş gibi gösterdin bana beni… Neyim var Sevgili? Hasta mıyım Sen’ce? Ya da bu gelip geçici bir şeyse neden geçmiyor sevgili? Sen olmasan neyim var ki Sevgili? Acıyorum kendime, yeniden ilk defa görüyorken, Sana koşuyorken, ayaklarımı kıran sebeplerimden acıyorum kendime Sevgili. Ölüyorum Sevgili…

Sustum Sevgili!

Bizimle ilgili ne varsa onlara sustum. Artık şiir okumuyorum mesela… Kimse bilmiyorken, içim sürekli Sen’i konuşuyor. Konuşuyor da konuşuyor… Ama ben sustum Sevgili. Zamana yenildiğimi kabul ettim ve hakkım olana bile sustum Sevgili.

Oğuzhan Deniz * Her Şey Aynı / Her şey aynı da ben aynı değilim Sevgili! Daha sadık, daha Aşık.