Hala.
Sanki ilk defa yazıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Bu ilk gün gibi, bu ilk gece gibi.

Bazen inanmaktan başka çaremiz yoktur. 

Sanki başka hayat biliyormuşsun gibi konuşuyorsun. Sen başka hayat bilmiyorsun ki hiç. Bu kadar, ondan içten okuyamıyorsun.

Gecenin güzel oluşundan bahsedip, geceye güzelmiş süsü veriyorsun…
Sen’den esinlenmemiş gibi.

Bak güzel, bu Sen’i ilgilendirmez de beni çok derinlere çekiyor. İşte bu yüzden ben ”Nazenin”i yazdım, ”Kahve Etkisi” ve ”Ayın 14”ünü yazdım, ”Süveyda”, ”Müteveccih” biraz da ”Mütebâki” vardı, ”Kasım 21” ve ”Camdan Kafes” gözlerini yazdım. Sanki hiç yazmamışım gibi, sanki benim değillermiş gibi.

Bak güzel, şimdi ahkam keser gibi konuşuyorum ya, kalbine dokunmak istiyorum aslında. Aslında kalbinden başka dokunmak istediğim yer yok.

İfade özgürlüğümün Sen’inle mahkum olması. Ne tuhaf!

Ben, Sen’in bilmediğin yerlerde biliyorum Sen’i. Sen gözlerini kapatırken bilinmezliğe, ben uyanık dolanıyorum oralarda.

Oğuzhan Deniz – Sevgiliye Mektuplar / Bir rüzgar bu, güzelliğinden hasta eder.