Merhaba sevgili, saat 03:39…

Yine tutmadı uyku. Gelmedi bir türlü. Süt içtim, hatta sıcak bir duş bile aldım belki mayışıp uyurum diye ama yok. Özellikle son 2 senedir aralıksız uykusuzum. Ve artık günlerim çok kısaldı. Vaktinde uyuyup, uyanamadığım için. Zaten önemi de yok sanki bunun.

Son zamanlarda neredeyse hiç şiir yazmadım. Yazacak bir şey kalmadı gibi, ya da artık içimdeki bu aşkı anlatabileceğim kelimeler kalmadı. Oldukça çok yazdım ve hepsi birbirinden saçma geliyor tekrar okuyunca. Bunu da birkaç defa tekrarlamıştım zaten.

Odamda da bir sivrisinek var. Belli ki o da yalnız. Bir önceki gece Yiğithan Beyi çenesinden ve yanağından ısırdı. Kıpkırmızı oldu pürüzsüz yüzü. Şimdi benim yüzümde yer arıyor sanırım ama yine sakal bıraktım, muhtemelen istediği gibi bir yer bulamayacak. Onu bulabilmek için ışıkları yaktım ama anında sırra kadem bastı. Işık yanık bekliyorum. İkimizden biri kaybedecek bu gece.

Ve zaten kararmış yüzüme sakalın pek yakıştığını söyleyemem. Şakaklarımdaki birkaç beyaz birkaç saç teline özendiler bazı sakal tellerim. Onlar da beyazladılar.

Zaman sadece ikimize düşman değilmiş yani. Saçlarım ve sakallarıma da kastetmiş durumda. Sonunda uçsuz bucaksız bir beyazlıkla gideceğim yere götürecek.

Her gecenin siyahı nasıl gündüzle gidiyorsa işte aynen öyle. Aslına bakarsan bundan gocunmuyorum, sonunda güzel bir yere gideceğimi ümit ediyorum.

Ve muhtemelen yarın yine işe geç kalacağım, ya da yine gitmeyeceğim. İşimi çok iyi yaptığımdan mıdır bilmem, kovulmuyorum da, Allah göstermesin tabiki de.

Sevgilim, Sen’i çok seviyorum ve özlüyorum. Hayalinle uyuyacağım bir gecemin daha olmasından ötürü Allah’a şükür ediyorum. İyi ki varsın ve ben iyi ki Sana aşık olmuşum.

Şimdilik hoşçakal.

#OD – 03:56