Yükseklerden düşmek nasıldır, bilirim. Çok düştüm yükseklerden. Gece boyunca 5 saat düşersin karanlığın koynuna. Gecenin siyahında yazmak sözleri, düşünmek. Gecenin siyahında kaybolması saçların, kirpiklerin… Sakallarımdan avuçlarıma düştü bir damla daha. Şakaklarından vurulmuşa dönünce… görünce gözlerinden.

Yangın parmak uçlarından başlar… Yakana kadar gövdeni rahat bırakmaz. Bir kuruntudur, içini kavurur, ağaçların yaprakları kadar çok, dökülürken meyveler dallarından, gövden su tutmaz artık göz yaşlarından. Senin miden bulanmadı henüz uykusuzluktan…

Ben, Oğuzhan Deniz
Aşk’a ait sözler yazdım.
Yazdıkça, içimden sökülür sandım.
Sandıkça yazdım,
yandıkça parçalandım.

Bak arkadaş…
Dilimde saklı en tehlikeli kafiyeler.
Zihnimde tedirgin edici düşünceler…
En ünlü düşünürler, düşünemezler…
En güçlüler, güçsüzler.
Önünde durdukça fırtınanın, savrulursun.
Gözünle görmedikçe, avunursun…
Özünle sevmedikçe, avutursun.

Ben, Oğuzhan Deniz
Gökyüzünün lacivertine adanmış ruhumun kırık satırları.
Günahım çoktur da, yine de giderim Rabb’ime.
Af diledikçe dökülür günahlarım,
günahkârın cebinde kibriti,
makber sevapların gökyüzüne çıkışı.

Baksana arkadaş…
Ne alıp veremediğin var ölümle?
Ne verdin de ne istiyorsun yaşamdan?
Ne gördün de, görmediklerine hayransın?
Ne kadar öldün de, o kadar yaşıyorsun?
Ne kadar yandın da, su istiyorsun?
Bilmiyorsun, bilsen, böyle yapmazdın.

Şimdi anlamadığın satırlardan karışık karamsarlık aynalarının yansıması.

Kangren yürekler kesilmeye mahkum. Zaten merhum Oğuz, sonu belli yaşamın ölümden, gözümden görebilseydin, hak ederdin, bu yıldız uzak değil.
Karanlık bir yudum daha damlasa gözümden, çıksa içimden, güneş parlamaya utanır, her an sövecek kadar asabi, saç telini saklayacak kadar merhametli.
Yolların gitmekten ibaret olduğunu sanan, sen,
yolların gittikçe biteceğine inanan, sen…
Yolu gittiğine inanan, sen,
yolun seni bir yere götüreceğine inanan, sen,
çıkmayan yola sapan, sen,
o yoldan geri sapmayan da, sen…

Hangimiz daha günahkârız?

Ben, Oğuzhan Deniz,
Güneş’in doğduğuna çok kez şahit oldum,
şahidim gecenin ölüşüne, Ay’ın gündüze defnedilmesine,
şahidim.
Buna rağmen Aşk’a dair sözler yazdım…
Bir an bırakmadım dilimden…
Ben bu yolu sırtımda tonlarca demirden dağlarla yürüdüm…

Bak arkadaş…
Ben o filmi izledim, sonu iyi bitmiyor.
Senaryolar kaderden.
Ruh diyarından geldim, betim benzim yerinde değil,
şu kararmış yüzüme bak, bak da vicdanını bul,
gecenin uzunluğu kadar tüter tütünümüz,
içmekten değil de sarmaktan yoruldum.

Ben, Oğuzhan Deniz,
Aşk’a ait sözlerimden tanırsın beni.
Aşk hastalık, ilaç Aşık,
Aşık gelmedikçe hastasın.
Kül rengi olacak bir zaman sonra saçlarım,
sonra karbeyaz görürsün beni,
kalbimin içinden geldim de, suratım kan kırmızı değil.

Bak arkadaş…
Yüzümün sakalına hürmet et,
önce seveceksin,
sonra saygı göreceksin,
seveceksin ki sevileceksin.
önce kendi damarlarından çatlasın ar…

Kangren yürekler kesilmeye mahkum, hekim pekiştirdi ilaçları, yamaçlarında uçarken ölüm uçurumunun…
Ölmeye mahkumsun,
firar etmedikçe kendinden, barışamazsın,
ben gözlerindeyim,
gözlerin yerin dibi,
evim Yârin kalbi.
BENİ YERİN DİBİNDE SANMA.

Oğuzhan Deniz * Kangren Yürekler Kesilmeye Mahkum