Kur’an-ı Kerim

Kur’an-ı Kerim, Arapça iki kelimenin (”Ezbere Okumak – Cömertlik”) birleşmesinden oluşmuştur. Allah Teala Hazretlerinin sözlerini içerdiği ve söz bakımından en üstün, en cömert, en derin manayı içerdiği için eksiksiz söz olduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca, ”Kerim” Va’d eden manasına da gelmektedir, belirli vaatleri içerdiği için Kur’an-ı Kerim cümlesinin birden fazla manası vardır. Yine ”İkram” kelimesi de aynı kökten gelir, bu nedenle ”Çok İkram Eden-Edici” de diyebiliriz.

Kur’an-ı Kerim, kitap hale getirilmiş sayfaların tümüne denmez… her ne kadar dilimize öyle yerleşmiş ise de sayfalar halinde, kitap şeklinde Kur’an-ı Kerim lafzı içeren ciltlere ”Mushaf ve ya Kutsal Kitap” denmektedir. Cüz, Sure ve Ayet olarak bölümlendirilmiştir. 30’a bölünmüş ciltlerine ”Cüz”, Ayetlerin ana başlıklar halinde toplanmasına ”Sure”, her surenin altında yer alan satırlara ise ”Ayet” denmektedir.

Hicri Takvim hesabına göre, yani Hz.İsa’nın doğumundan 610  yıl sonra vahyedilmeye başlamıştır. Ve bu süreç 23 yıl devam etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in hitabeti insanlar ve cinler olup, öncü sözcülüğünü Hz.Muhammed Mustafa Peygamberimiz yerine getirmiştir. 12 Yıl Mekke, 11 yıl Medine devri olmak üzere ”Mekki ve Medeni” olarak isimlendirilen bu vahyediliş ikiye ayrılmaktadır.

İlk Ayet olan; ”Yaratan Rabb’inin Adıyla Oku” ayeti, Mekke’de, Nur Dağı’nda, Hira ismi verilen mağarada inmiştir, Sureye ”Alak” ismini ikinci ayetinde geçen ”Alak” kelimesi vermiştir ve ”Döllenmiş hücre, Embryo” manasına gelmektedir. Alak Suresinin bu iki ayeti şu şekildedir.

”Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.” (Alak Suresi 1-2’inci Ayetleri)

Son Ayet ise Maide Suresinde şu şekildedir;

“Kâfirler bugün sizden dininiz hakkında ümitsizliğe kapılmışlardır artık onlardan haşyet etmeyin, benden haşyet edin. Bugün dininizi ikmal ettim/kabaca, anahatları ile olgunlaştırdım, size ni’metimi itmam ettim/anahatları ile tamamladım, sizin için bir din olarak İslama razı oldum.” (Mâide, 5/3)

Kur’an-ı Kerim’in içerdiği mesajlar, insan hayatını üst düzeyde olumlu yönde etkiler. Olumsuz davranışlara teşvik edici herhangi bir ayet bulunmamaktadır. Temel mesajı ise, Tevhid, Yaratılış, Ölüm, Ölümden Sonra ki Hayat’a dairdir.

Tevhid ise, Bir olan Allah’a inanmak, onun adı yanında herhangi bir yaratıcılık vasfı içermeyen varlıkların adını anmamak üzeredir. Yalnız Allah’a güvenmeye, O’na sığınmaya çağırır.

Kur’an-ı Kerim’in vahyedilmesi 632 yılında Hz.Muhammed Peygamberimizin vefatından sonra durmuştur. Hz.Muhammed Peygamberimizden sonra herhangi bir peygamber gelmemiş, herhangi bir ayet inmemiş, nazil olmamıştır.

Kur’an-ı Kerim günümüzde bize, geleceğe dair bilgi veren tek kaynaktır. Bilimsel açıklamaları, mahlukatın yaratılışı hakkında binlerce olağan üstü bilgi içermektedir. Arı’nın Rotası, Gezegenlerin Birbirinden Uzaklaşması, Evrenin Genişlemesi gibi yeni keşfedilen bilgileri içermektedir. İndiriliş tarihi itibariyle teknolojinin neredeyse hiç olmadığı bir döneme denk geldiğinden, bu bilgilerin insanlar tarafından o dönemde bilinmesi imkansızdır.

Kur’an-ı Kerim’de rakamsal bir düzen de mevcuttur, bunlara örnek olarak;

-Ay kelimesi 12 defa geçer ve 1 yıl 12 Ay’a denktir.
-Gün manasına gelen ”yevm” kelimesi tam 365 defa geçmektedir.
-Melaike ve Şeytan kelimeleri ise eşit olarak 88 defa geçmektedir.
-Yine ”Dünya ve Ahiret” kelimeleri 115’şer defa geçmektedir.
-”Kadın ve Erkek” kelimeleri de yine eşit olarak 24 defa geçmektedir.
-”Hayat ve Ölüm” kelimeleri ise 145 defa geçmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de bunlar gibi yüzlerce rakamsal eşitlik mevcuttur. Bu da bize yine insan aklı ile bu rakamsal eşitliğin konu ve ihtiva ettiği, Ayet sıralamasına göre manadan ötürü yazılmadığını kanıtlar. Ayrıca verilen mesajlar birbiri ile çelişik değildir. Yani, kurban hayvanları hakkında 1’inci ayetinde bilgi verirken ”Sadece boynuzlu olanları kesip, yiyebilirsiniz.” derken, 100’üncü ayetinde, ”Sadece boynuzsuz olanları kesip, yiyebilirsiniz.” gibi mesajlar göremeyiz.

Arapça Dili yapısı da yine tamamen Kur’an-ı Kerim’e aittir. Yani Arapça Dili’nin Grameri tamamen Kur’an-ı Kerim’den alınmıştır. Arapça Dili yapısı gereği kolay anlaşılır, kısa ve özdür. Arapça Dilinde yazılan bir metin, diğer dillerde yazılan metinlerden daha kısadır. Bu da, daha az satır, daha az kelime ve okuma yetisi ister, okuyanını yormaz.

Kur’an-ı Kerim’in ”Muhkem” yani, manası kesin, herkes tarafından aynı şekilde anlaşılan, başka türlü anlaşılması mümkün olmayan… ”Müteşabih” ise herkes tarafından kolayca anlaşılmayan, anlaşılması için belirtilen mesajın içeriği hakkında daha önceden bilgi sahibi olunmasını gerektiren ayetleri mevcuttur. Müteşabih Ayetler için, Ayetlerin içeriğinde geçen, yer, zaman ve mekan gibi unsurların bilmesi elzemdir. Örneğin; Nuh Kıssası anlatılırken, ”İş bitirildi, su çekildi ve gemi Cûdi üzerine yerleşti.” bilgisi verilmektedir. Burada ki ”Cûdi” bir mekan olup, Şırnak’ta olan bir dağdan bahsetmektedir. Bu kıssayı anlayabilmek için Cûdi’nin Şırnak’ta ki bir dağ olduğunu daha önceden biliyor olmamız gerekir.

Kur’an-ı Kerim mesajını insanlara ulaştırmak için Allah Teala Hazretleri, Cebrail’i görevlendirmiştir… Hz.Muhammed Peygamberimiz Allah ile direk irtibatta değildir. Bunun nedeni ise Hz.Muhammed Peygamberimizde bizim gibi insan olduğu için, Allah’ı görebilecek, işitebilecek donanıma sahip olmamasıdır.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler, günümüzdeki Muhsaflarda ki sırası ile inmemiştir. Konulara göre, başlıklar halinde sonradan düzenlenmiştir. Yani, Bakara Suresi’nin içerisinde, vahyin 5’inci yılından da ayetler olduğu gibi 10’uncu yılından da vardır. Şu an ki sıralamayı ise Hz.Muhammed Peygamberimiz Allah’tan aldığı emirler doğrultusunda gerçekleştirmiştir.

Kur’an-ı Kerim günümüze kadar hiç bozulmadan, değiştirilmeden Allah’ın buyruğu üzere gelmiştir. Bunu Allah Teala Hazretleri Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde belirtmektedir.

”Kur’an-ı Biz indirdik ve O’nun koruyucusu biziz.”

Bunca yıla rağmen, Peygamber Efendimiz zamanında kemiklere, derilere yazılan ayetler ile günümüzdeki kopyalar karşılaştırıldığında birebir aynıdır. Ekleme ve ya çıkarma söz konusu değildir.

Biz insanlara, Allah’ımızın, biricik Yaratıcımızın bize göndermiş olduğu bu kitaptaki ilimleri öğrenmek, emirleri yerine getirmek farzdır, zorunludur.

Allah Teala Hazretleri, bizi, inanan kullarından, Kur’an-ı Kerim’ini hakkıyla öğrenenlerden, emir ve yasaklarına uyanlardan eylesin.

Ya Rab, Oğuz kul OD’tur.

Bir yorum yapın...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir