Sana da Merhaba Türkiye!

Bu akşam seni daha iyi tanıdım. Sende yaşayanları. Olanları, bitenleri, bitmeyenleri, bitmeyecek gibi görünenleri, ölmeyecek gibi yaşayanları.

Biraz eğlenceden ne çıkar ki?

Biraz açlıktan ne çıkar ki?

Peki biraz ölenlerden ne çıkar ki?

Artık akşam haberlerini doldurmaktan başka bir işe yaramayan yokluk içinde var olanlar… ölenler, birbirini öldürenler…

Yine vicdanımın gürültüleri. Televizyonlarınızın gürültüsünden kat be kat yeğ olan bu çınlama. İğrenç televizyonlarınızın ve içlerinde dönen binlerce saçmalığın gürültüsünü bastıran bu vicdan çınlaması… Sizin artık duymadığınız seslerden…

Sana da Merhaba Türkiye! Bak şimdi neler fısıldıyor bu sesler bana…

Birisi ablastar… onu takip eden binlerce düşük rütbeli star daha. ”Öldür onu” çığlıklarından ”Ölümün bunca ağırlığının” hafifletildiği sahneler. Ölüm ne de kolay çıkıyor dudaklarından… Kadın gibi görünen erkekler…

Birisi, oğlunun aldığı çiçeklerden dolayı yanlış anlaşılan peltek lisanlı bilmem kaç yaşında adam.

Birisi ”Bokunda boğul Türkiye” diyen adam ve birilerinin sırf bu yüzden linç girişimleri ve daha da kötüsü bunca sefaletin içinde milyonluk telefonundan bunları kınayanlar. Yetmezmiş gibi, bütün dertleri bitmiş gibi bu eleştirinin intikamını almaya çalışan ödlekler…

Vicdan sahneme hoş geldiniz… Sana da Merhaba Türkiye!

Sende ne kadar aç insan var şu an, sen de ne kadar üşüyen var şu anda, sen de ne de kör insanlar var şu anda, mışıl mışıl uyuyanlar… kulakları sağır olmuşlardan tut da, neresinden tutarsan elinde kalacağını bildiğin halde hadi iyimserlik aşıla bana.

Karamsarlığımın bile kemikleri sızlıyor şu anda… Sırf ”Tarz deyılsın bebeyim” dediği için ağlayan kızlarımıza, evlerinde, HD Televizyonlarının karşısında eşlik eden diğer bireyler. Bunlar aklı olan ve zihinleri her türlü şeye çalışan insanlar. 

Çalışmadıkları ”İnsanlık”tan sınıfta kalıyorlar da haberleri yok. Kimin umurunda evsiz bir çocuk ve kimin umurunda artık kötülükleri önlemek…

Duygu sömürüsü seansıma hoş geldiniz ve Sana da Merhaba Türkiye!

Hadi Nur’suz Yerli taşlarımızın genç dimağlarımızı kıçlarını açmaya ikna eden görüntülere kilitlenin… Zihinleri uyutun ama bedenleri uyutmayın… Kulakları işitsin ama duymasınlar, gözleri görsün ama kör olsunlar…

Binlerce iğrenç senaryo daha. Ne kadar da cahillerle dolusun Türkiye! Aydın geçinen cahiller, yüzüne bakmadığınız insanların sizden daha kutsal şeyler için çabaladığını görmezden gelen aydınlar… yüzleri karanlıklar…

Aklı, aklından taşmış da bunlara vakti varmış gibi davranan insancıklar, soğancıklarına kan gitmediğinden haklılar aslında… Hadi yumulun kanallarınıza… Yumulun sahte haberlerinize… Yumun gözlerinizi ve uyuyun dışarı da olup bitene…

Şimdi Merhaba’laşma Faslı Türkiye!

Evladı gibi sevdiği kaybolan kedisini kendisine getirene 5.000 TL‘cik ödül veren yumuşak tiynetli ablamıza da Merhaba…

Zayıflamak için Anadolu yemeklerini yiyin” diyen diyetisyen ablamıza da Merhaba…

Futbol haberlerinin ilk sayfada ama ölüm haberlerinin üçüncü sayfada olan gazetelerin editörlerine de Merhaba…

IPhone telefonları rüyasında gören ve bunu matah bir şeymiş gibi anlatan insanlarımıza da Merhaba…

Tarihini dizilerden öğrenenlere de Merhaba…

Kelebek etkisi yaratan ”Kelebek Eklerine” ve onları yazanlara, yayımlayanlara da Merhaba…

Peki gardırobunuz bahara ne kadar hazır?” diye soran köşe yazarına da Merhaba…

2017‘ye damga vuran saçlı kadınlara da Merhaba…

Aşk Laftan Anlamadığı halde onlarca hafta dizisinin yayımlandığı Ülkem’e Merhaba…

Nasıl olsa uyuyabiliyorsunuz rahatça! Merhaba!

Oğuzhan Deniz * Gözleri görmeyenlerle çevrilmiş etrafım, sağır kulaklar duyduklarını sanıyorlar, yalan dolan dinledikleri.

 

Bir yorum yapın...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir