Dünyanın neresine gidersen, git.
Dünyamın neresine gidersen, git.
Ama gitme!
Benden bir adım gitme.
Başka bir şey bu. Sevdadan üstün, Aşk’tan sıcak. Karanlıktan siyah.

Yüzün kadar parlak, saçların kadar serin, dokunuşların kadar ulu.
Yokluk kadar gerçek ve varlık kadar Sen.
Sen varlıksın ve varlık Sen’sin.
Hiçlik kadar masum.

”Bunun bir manası var, yıldırımlar düşerken yeryüzüne, yüzüne baktığımda ki gibi kalbimin heyecanı. Kabıma sığmam işte o an, dolar taşar, yağmur olur yağarım yer yüzüne. Bilirsin ben Deniz’im ve tüm sular kalbimde benim. Tüm kaynaklar kalbimde benim ve bilirsin, ben tümüyle Sana dökülen o okyanusum. Ben Sana Aşık Oğuz’un.”

Aşk, kendinde olmayanı, vermektir tümüyle, varlığına hediyedir. Bu hediye dünyanın öteki ucunda açan güldür. Dünyamın öteki ucunda açılmış güle. Sonsuzluğun beklediği günlere, işte o cennet de, peki Sen nesin be kadın?

Ben, canı Allah’ın elinde olan Oğuz, topraktan yetiştim, bir çiçek misali.
Sen canım Sen, Aşk’ı Sen’de olan Oğuz’un… topraktan geldim, Sen’i anlatan ben ile.


Nasıl Gerçeğim!
Seni seviyorum, hiç bitmeyecek bir sevgiyle.

Sana Aşığım, Aşk nasıl bitmeyecekse öyle. 
Ve Sen söyle, ben nasıl biterim böyleyse?
Ve ben söyleyeyim, hiç sönmem bu gidişle.

Şu canımın Sen isteyişine bak, nefes nefese,
şu aklımın Sen’de kalışına bak, akl-ı füruşum,
şu kalbimin Sen kaynatmasına bak hele,
bak da gör kendi gözlerinle, nasıl gerçeğim!

Oğuzhan Deniz * Sana Dökülen O Okyanusum / Kalbimi aç, Sen’den başka ne atar içinde?