Şimdi benden uzakta olduğunu mu sanıyorsun?
Sen beni, Sen’i sevmekten vazgeçecek biri mi sanıyorsun?
Evet, bu sanmaktan ileri gidemez.

Hadi gökyüzünü maviye boyayıp, gözlerinden de toprağı esinlenelim yine. Yine de bu Kahve Etkisi yaratamaz. Sen biliyor musun bunu? Ne yazık, Sen bilmiyorsun diye yine kendimi yuhalıyorum buralarda. Bir avuç kalmış umutla, umut dünyasında kanat çırpınan martı budala. Yine anlamı yok, nasıl olsa Sen beni, ben Sen’i anlamayacağız hiç. Yazdığım binlerce satırdan birine değse bari gözlerin.

Ben Deniz’i severim. Soy ismim olduğu için değil, dalgasını severim, saçlarını hatırlatır… Sinirlendiğin anlar, öfkelendiğin anları anımsatır lodoslar. Anaç olması, hayata kucak açması hatırlatır sarılmanı ve kokusu da benzer aslında Sana… Ve milyonlarca hayata ev sahipliği yaparken hiç belli olmaz öyle uzaktan bakınca, aynı hiç düşünmediğim şekilde düşünürken Sen, aynı hiç düşünmediğin anlarda bile Sen’i düşünürken ben. Belki de bundandı tüm bu Aşık’lık. Deniz’i sevmekti mesele, martıları sevmekti, kahveyi ve toprağı sevmekti belki de. Ve sevgilim, Sen’in hiç bilmediğin anlarda seviyorum Sen’i, uyuduğunda mesela, Sen yolda yürürken de seviyorum Sen’i… Şemsiyeni açışını, üşüdüğün anları… Sen evinde otururken de, kitap okurken ve isyan ederken de seviyorum ben Sen’i. Şimdi düşünüyorum da, benim Sen’i sevmediğim bir an mı varmış?


Sanmaktan İleri Gidemez

Sen Kays nedir, kimdir bilir misin sevgilim?
O halde söyleyeyim…
Kays, Mecnun denen adamın Adıdır.  Umman’a yakın Deniz’deki bir Adadır… Adı bir Adaya verilmiş bir Adam… Sevdası yüzünden ayıplanmış, kınanmış, Mecnun denmiş. Oysa O’nun suçu değil, benim de suçum değil… Öyle durup dururken seviyorum Sen’i, ne oluyor da seviyorum Sen’i, bilmiyorum. Seviyorum sadece, bir sebebi de yok, hani tuhaf olan tarafı da bu zaten… Mecnun deli demektir, aklı Aşk’ında demektir. Oysa benim Aşk’ımda Arş’ta, aklım da… Anlam veremiyorum yine. Buna rağmen seviyorum… öyle nefes alır-verir gibi, kalp atışlarım gibi… oysa bunlar sevdadan anlamayanlara ne basit gelir. Düşünmezler bile… Oysa ben Sen’in göz kırpışlarını bile seviyorum… o kısacık an bile… Oysa kimin umurunda olabilirdin ki bu kadar? Kim ısrar eder Sen’de benim kadar? İşte bu da sanmaktan ileri gidemez.

Dünyanın günleri sayılı, zaman denen kavramı anladığımdan beri her lahza kıymetli… Ona rağmen hiçbir değeri yokmuş gibi, öyle sıradan, boşu boşuna akıp gidiyor gibi. Ve ben bu boşluk içinde bir Sen’i severek akıllıca bir iş yapıyorum. Oradan bakınca sevmiyor gibi mi görünüyor? Heyhat… Sen buna nasıl inanırsın? Sen bu şekilde davranmazsın ve davranma…

Bana, ‘’yokmuş’’um gibi davranma.
Bana, ‘’Sen’i sevmiyormuş’um” gibi de davranma.

Gönlün nasıl razı buna?
Sen’i beklediğim zamanı hatırla…
Hava soğuktu, parmaklarım üşümüştü, normalde canımın yanması gerekti ama yanmıyordu.
Sen’i özleyişlerimi hatırla…
Ve bana yeni bir ‘’Müjde’’ verdin… Dünyalar benim oldu da inanamadım.
Zaten dünyaya hiç inanmadım, bir varmış bir ‘’yokmuş’’ burası… Buradakiler, burada alabildiklerim ve verebildiklerim… Ruh’larımızın yaşından biliyorum ben, ne varsa şu an ikimiz için, Ruh’larımız için.

Sana benzeyen bir kızım olur inşAllah.  

Oğuzhan Deniz * Sanmaktan İleri Gidemez