Kategori

Ban-ı Bed

Babam demişti, doğru yazarsan eğri okurlar, canın acır.
Annem demişti, eğri olma dik dur, adın ”sayın” ile anılır.

B

Çok Geç

Yıllar-yıllar sonra görüntü değişir aynı sen de.
Gördüklerin kimsenin göremeyeceği kadar derinde.

Fakir başlanır hayata genelde, sevgiden mahrum.
Öğrenirsin, her gün ayrı sayfa açınca şirin mahrum.

Dallanırsın, büyür çiçek...

Hasım

Bir çift göz, kaş üstünde çatık ise bana hasım.
Bir çift dudak, arasından sızan ”Sabır Allah’ım”

Namert’in elin de şeref, eşrefle esefler, sefiller.
Cömert’in ölümü gerçekleşti, gerçek basit değil.

...

Mersime

Dost mu tutar elinden, yerinden kalk.
Devr-i boşla, çokta hoşta çok rahatlık.

Nev-i mersime ertliğinde bir mertlik…
Göremezsin ama merttir melâkesi…

Kışlasın da bir kitap taşıyan dolabın.
Tokluğun da hep düşünce...

Bil

Bil, bilgin bile olsan hayat herkesi komaz ayakta.
Bil, bir mezar bekler seni de uzanırsın soğuklara.

Yok, yokluklar hep zorlar, teninde tüylerin diken diken.
Yok, yak çakmakları ısıt elleri mahmur gözleri – gözler.

Üşür...

Halat

İnce bir halat ayaklarımın altında, sarılacak boynuma.
Dolanacak bedenime olunca Arapsaçı tasviri oku.

Lazım olunca dost yokluğun da çok acı çekilir.
Unutulan olursun bayram-seyran adın hatırlanmaz.

Hatırlamaz, lâkin mızrak...

Dar Ağacı

Malumdur mahsus yapılan eylemlerin sonu ölüm.
Ölme nedenin bir hançer mi yoksa aşk mı?

Dar ağaçları kurulan kalpler de kıymetin kırılan tırnak.
Toynakta olsa sağlam vuramadıktan sonra yumrukları.

Bir kuş konar pencereme donmuş...

Mihman

Böylesi olası görülmüş Bed’i Bilene Edebi Gazele.
Öylesi gelince başa gidilebilir Ecele kûllen Ezele.

Bir mimli gözle gelen mihman mimdar o mumdar.
Şamdan akan durrân, Bed’in olsan vurur mîrdar.

En bilgili...

Demek

Her sabah güneş doğuyor, yeni bir umut demek.
Her akşam güneş batıyor, yeni bir ölüm demek.

#Bedbinderune

Diri

Ölüm uzak sana, henüz bedenin diri, gençsin…
Ölüm’ü düşünme, aklına getirme, sen dirisin…

#Bedbinderune

Yele

Bende Kurt asaletinden, aslan dirayetinden yele-ulu.
Değilim Allah hariç kimsenin kulu, sevgilisi-eşi-dostu.

Bu güne gelinir böyle, büyümek öyle kolay ama böyle?
Zorlanırsın yokuş yukarı koşarken, oysa ben hep öyle.

...

Ya Mevlâ

Saçların her telinde yılan mekresinden kötü!
Alnın da yazılmış bir kader okuma ama kötü!

Vecbâ ama Vebalı yüzü gözü nursuz levazâ.
Temasa têb temaşâ, El-selam-ı Haşâ neczâ.

Ya Mevlâ, Mevlâna kadar tatlı yazdır sözleri...

Muamma

Muâmmâlar ortasına düşürme beni Allah’ım.
Çektirme çok acı, azı karar, razıyım Allah’ım.

Binlerce kez Tevbe işlediğim suçlara günahlara.
Bu şiir tuhfedir seni sevenlere lâkin korkanlara.

Ben bir korkak, herkes...

Deryadîl

Allah Sana karşı boynum kıldan ince – bârîk…
Bariz aşk’ım sanadır… Yaradır yâr Allah’adır.

Gökyüzü, Yeryüzü, benim yüzümdür şükür.
Yağmur Kar Güneş benim yüzümdür şükür.

Nefes alabildiğim için...

Bebelikler

Ne farklı çiçek istedi dikenim, ne de gülen yüzler!
Sözler her derde devâ benim için dûâlarda eller!

Kıymet bilmeyen gönüller de yürekler ve sevgiler.
Metanetle dolmuş kalpli insanlardadır güzellikler…

Hevesi alınca, Arı...

Neftî

Petrol yeşilinde, güvercin renginde kanatlarım.
Her kötüden ve kirliden kanat çırpar kaçarım.

Ah saçlarım yolsam da faydasız ruhum huysuz.
Huzuru yoksul, aşk’a küs ve sevgisi duygusuz…

Sevilir mi çirkin? Aptallık...

Beyt

Beyt-Beyt Beyce sevgimi döksem sana.
Seht-Seht Taburum da cân’larım sana!

Yâ- Bir kere Baksan canıma can kata.
Ve’felaket ola gözlerin gözlerimden ayrılana.

Etmem ki riyâ – Fenasını sürmem gönüle.
Susmam...

Nikbîn

Uzakta bir ses, cilveder nârâ’ma nazâran.
Ufukta bir dâğ, hârrâhen bağrıma ahsenân.

Bu sesleniş gönüle bedter, âhfâ’ûn ahgêr!
Bu devriliş ölüme, âheste ve âftâb-ı bâhûr.

Sefil rûzlarım dîvâr da üzerine bir çizik...

O’na Anlatmak

Küçük kalbimin, büyük kelimelerle yolâ düşüşü.
Kırılması, tamire verilmesi ve kabukla dönüşü.

Minik elleri pamuk, yektâ sesi kulak molası gibi.
Saçları misler ile, her yeni günümün yêğ güneşi.

O’na sarılmak, O’nun...

O’nu Dinlemek

Sevdiğim bir Kibriyâ, bir mâder, bir peder…
Sevdiğim bir sevgilim, bir hâher, bir mên-er.

Mağz-u mağşuş gene de, bulamaz izi-yolunu.
Licâm sarmış dört bir yanı, şüs kesik solunumu.

Takvimin şümürde rûzleri, mevt-i himâye...

O’na Bakmak

Seyrângâh O’na gözler, serâpâ serap görmek.
Şebangâhta O, hâb-ı süsleyen, gâh görmemek.

Gedâsân O’na nigâh-ı kem, çeşmâ gem -elem.
Nâresâ’n O’na sûinazar sana âfet-i cân-ı elfelem.

Firâvân rahmette...

O’nu Sevmek

O’nu sevmek bîşübhe ki tuhvedir kalbe.
O’nu sevmek enderûne bîşûmar dûagûne.

Ah saçların dolansa parmaklarıma sarı-sarı.
Ah dudakların seslense ismi gene, tatlı-tatlı.

Dûçâr dûd’a şüs û şüş, etme eyleme gel...

O’na Ağlamak

Bu benim gözyaşlarım, yağmur gibi nemekli.
Bu benim hıçkırıklarım, yağmurun râ’d’i gibi.

Bilir misin Ey Bârân? Sensiz ağlarım yastık şahit.
Bilir misin Ey Bârân? Seninle hayaller yıkıldı ne basit!

Bir off çektim...

O’nu Bilmek

Bilgisizlik cehalettir, küllen aptallıktır buna.
Bu cân, bu ruh, bu mis kokulu huzur bahçesi.

O’nu Bilmek, sadece kendini bırakmak Bârâna.
Islanıp iliklerine kadar, iliklerine kadar hissetmek.

O’ bir yaz günü...

O’na Sarılmak

Ak-Ak saçlar yıllar sonra serim doruğun da.
Ak-Ak yağarlar yıllardır yağmular sılâm da.

Bir sarılsam tekrar olur ya tekrar bahar hep.
Bir sarsam kollarım kuvvetlenir yeniden pek.

Bu dünya iki ehemden var benim için...

Oğuzhan Deniz

Oğuzhan Deniz Kimdir?

1989 Mayıs 19'da, İstanbul/Üsküdar da doğdum ve yaşıyorum. Aslen Samsun/Çarşamba'dan geliyorum. 12 Yaşından bu yana saçmalıyorum. Saçmalıklarımdan bazıları aşağıdaki gibi.

Eski Ahit:
Lehçe-i Tefrik-2002
En Karanlık Dönem-2002
Divân-ı Derûn-2002
Bân-ı Bed-2002
Kâtib-ûl Cefâ-2002
Ziyân-ı Bed-2002
Bed’in Sandığı-2002
Yağmur Ağacı-2003-2004
Aşk Gölgesi-2004-2005
Terk Edilme Mevsimi
Kalp Belası
Aşık İhtimali
Yağmur Kuşağı
Aşk Tüccarı
Canlı Anestezi

#OD:
Yangın-2015
Ölüm Çıkmazı-2015
Yaratıcıya Mektuplar 2015-2016

Hz Allah:
Allah’u Teala Hazretlerinin her bir ismine yazılmış 99 tenzih niteliğinde şiir. 2007-2016

Şiirsel Yatalak
2005-2016

Yeni Ahit:
Alev-2015
Camdan Kafes-2015
Hengâm-2015-2016
Kahve Etkisi-2016
Od-û Gazel-2016
Mütebâki-2016
Şûrîde-2016

Kitapları:
İkimiz 10 Mayıs’tan Sonra
Benim Hayatım
Dünya Yalnızı
Ölememek-1(Louylvel)
Ölememek-2(Yeşil Ay)
Sorgu
Yağmur ve Bulut
Kiracı
KurtAdam ve Kıvırcık Saçlı Kız
Tespit
Aslında Aşığım Kitap Versiyonu
Alev
7

Gelecek Ahit
[ - ]

Bunun dışında sandığınızın aksine;
Kelimelerin gücüne inananlardan… çünkü kainatın efendisi Hz Allah kelimelerle iletişim kuruyor. Bunun için kelimelerin bir değeri olmalı. Kelimeleri sese dönüştürebilen zihnimin ses tellerine olan hakimiyetindendi her şeyin aşikâr ortada oluşu. Ve böylesine güzel bir kainatın ihtimallerle gözlerini oyalayacak sebeplere ihtiyacı yoktur. O yüzden rakamları ve kelimeleri önemser. Aşk’ta kelimedir, kimine göre matematik, işte bu yüzden her hissin başında gelir. Ne güzel de gelir. Geldiği gibi kolay değildir gidişi… gitmesini istemeyiz zaten baş ucumuzdan… uykusunu Yaratan’ın verdiği, uyanırken Ruh’unu ne ilimle tekrar-tekrar bahşettiğini bildiğindendir Aşk’ı… ve Aşk, erişilmez olana aitti, o yüzden Aşk’tır zaten adı, erişilemeyeceğinden. Kimsenin O’na benzemediği, her şeye ilim ve kudret verdiği, her türlü eksiklikten uzak olana Aşık olunmalıydı… bunu anlatmanın kolay yolları vardır ama zor olan, aynı yöntem ile tekrar tekrar anlatmaktır Ruh’un bahşi gibi. Binlerce sene anlatsa da O’nun hakkında hiçbir şey anlatmamış sayılır. İşte bu yüzden kelimelerin ölümsüzlüğüne inanışı. Öyle derin bir inanışa yolculuğunun eserleri tüm yazdıkları. Bu yüzden karmaşa dolu, kainatın kusursuzluğunun üstünde bir kusursuzluğa sahipten öte kimdir mükemmeli? Tenzih etmek bile küstahlıktır böylesi Zaat’a… öyle merhametli bir Zaat ki, kullanılan ne kadar kelime varsa, kötü olanlarından yine o Zaat’a sığınıp af diliyor. İyi olanları için merhamet dileniyor… evet evet, bildiğiniz dilenmek… dilenilmesi gereken tek Zaat’a. Şükürlerin tek sahibi ve kalplerin kudret elinde olan Zaat’a… o yüzden,DELİRMEK DEĞİL BU YAPTIĞIM… DİRİLMEK.
Yeniden dirilmek bu yaptığı, ruhunu öylesine diri hissettiği anların tümü. Karşısında hiçbir hükmü olmadığından sözü karışık ve kargaşa içerir. Neyin gerçek, neyin yanlış olduğunu öğrendiği kainatın bir parça Dünyasına tamahsızlık tatminkârlığına ilelebet yürüşüyle.

****

Bendeniz Oğuzhan Deniz

Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Aşk bitmeyeceğinden, Aşk’a gönüllü yürüyen ölümlüyüm.
Karamsarlığımın narin dizeleri… dizlerinde yara bere…
Onca sahteden uzaktayım.
Kendi kasabamdayım.
Günahlarımdan geçebilir miyim sıratı?
Suratımı görebilseydim keşke o an… yüzüm dargın aynalarıma.
Sonsuza kadar görebilecekmişim gibi dünyayı, öncesizliğime aldırmadan.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Yazabileceğim en manidar şey oydu çünkü.
Ne gariptir, ben gibi binlerce Aşık silindiler yeryüzünden, sadece söyledikleri kaldı, ona rağmen Aşk’a dair söylenecekler bitmedi.
Bitmeyecekmiş gibi gördüğüm dünyadan, öncesizliğime aldırmadan Aşığım.
Bu tuhaflıktan irkilip, gözlerimi görünmezin merkezine iliştirebiliyorum.
Ve görüyorum karanlıkları, masumluğumu kaybettiğimden beri sırtımda günahlarım.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze Aşk’la başladım, mutsuzlukla bitirdim.
Oysa…
En sevdiğim iki bitki, çay ve tütün… Tuhaftır, ikisi de kanser eder, ciğerimse aldırmaz buna.
Ne tuhaftır, hiç bitmeyecekmiş gibi söyleyeceklerim.
Ne tuhaftır, içim dökülmek ister yerlere, dağılmak ister sağa sola.
Mutluluktan nefret eden ama mutluluk arayan adam gibi.
Ne gereği varsa her şeyin, o yüzden buradayım ve adım Oğuzhan Deniz.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözü gecenin uçsuz bucaksız karanlığında yazdım.
Saat 03:10 açım.
Sırtımda nefsim, ağırlığını hissedebiliyorum, doğrulardan vazgeçip dinleniyorum yanlışlarda.
Masumluğumu kaybettiğimden beri imkansızım…
Çocukluğumu geride bıraktığımdan beri aptalım.
Ne tuhaftır, çocukken bu halime özenirdim oysa.
Garip bir müziğin ahengine kaptırmış kendimi, karamsarlık ekiyorum sayfalara.
Ne gereği varsa mutluluğun, işte o yüzden mutsuzum.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözün sahibiyim ve kelimelere sığındım… kurşun bir kalemin tükenmesi gibi tükeniyorum.
Hiç anlaşılmayacak filmler gibi, anlamaya çalışıyorum hayatı.
Oysa ömrümün en kış günündeyim.
Hava soğuk, nefesim havaya kafa tutarcasına gökyüzüne uzanıp kayboluyor.
Şairliğimden utanıp, onca kelimeyi boca ettim sayfalara.
Ne tuhaftır, bazılarını bende anlamıyorum.
Ona rağmen yazıyorum ve buna rağmen anlayamıyorum.
Ne gereği varsa kalemin, kağıdın, o yüzden buradayım ve bendeniz Oğuzhan Deniz.

Hitabet-i Bediî