Sonra Tövbe

Sabahın en erken vakti, ciğerimi temizler, yüzümü yağmurla yıkadığım mevsim ve Mayıs’ın 10’u Pazar güneşiyle yanışım, o gündür sönmek bilmeyen bu yangın. En yılgın da bendim sana tutulurken, en asil de bendim severken, sevgisiz, bir tek ilgisizliğinden mi yakınırdım? Bakmadığın her ana lanet sonra tövbe. Olmadığın günlere lanet etmekte ne? Bu ne acizce bir düşünüş,…

Devamını Oku Sonra Tövbe

Yüklerinden Kurtul

Yüklerinden kurtul Oğuz, yıkan… Yağmur’un ulaşmadığı tek yer kalbin, bu inde çok değil sevgin, kurtul. Artık bitsin acı, ulu, kurtlar doluşsun. Dolunayın en gözde avıdır aşkın ya, bundan etrafında dolu kurt haricin, öyle-ki bundan asil herhangi bir şey, çekip gitse de acı vermezdi, yakmazdı. Şimdi sığındığın inin önü bir yığın çakal, aşka ait ulumalar var…

Devamını Oku Yüklerinden Kurtul

Hınca Hınç

Seni unutmaya gücüm yetmez mi yani? Unutmak isteyeni göster, seni görenlerden… Bu imkansız değil biliyorum, senden sonra her şey imkansız. Aşkının hakkını veren tek kişi de benim… Önce bu harikaları oku, sonra bak etrafına, daha ısrarcı olan da yoktur ya, yağmur yağsın diye kim dua eder bunca? Hınca hınç dolusun kalbime, dolu gibi, diğer bir…

Devamını Oku Hınca Hınç

Heyecansızdın

Her kelimesi doğru olan tüm bu sayfalar, tekrar okuduğumda da acı veriyor, ben yazmamışım gibiler, ilk defa karşılaşıyormuş gibi gözlerimiz, üzüyorlar. Seninle de öyle olsa ya tek bir günümüz, hiç karşılaşmamış gibi bakışsak tekrar, sevsek tekrar birbirimizi, konuşmadan, tutsak ellerimizden, tutsaklığımızı unutsak. Yaşamasak o an dünya da, beş dakikalığına ölsek, hayal diyarıma uyansak. İmkansız ama…

Devamını Oku Heyecansızdın

Hoş Geldin

Ne bekliyordun-ki, öylece unutmamı mı? Unutamayacağımı planlamış mıydın? Beni şair edebilmek için mi terk ettin? Sırf iyiliğimi düşünerek mi gittin yani? Gitmene kırgın değilim, neden gittiğine de… Ben olmadığına yakınırım sadece, gelmeni istesemde bu dilimdedir, sakın geri gelme, kötüleşmek istemem. Diyelim-ki çıkıp geldin öyle bir gün, sıradan bir günde, şaşırmam buna, çünkü seni her an…

Devamını Oku Hoş Geldin

Kör Bir Şair

Sabrediyorum, tüm harikaların için… Güzel yüzün için katlanıyorum ya, sen ne sanıyorsun-ki, ölümsüz müsün? Elbette öleceğiz, vakitte ölecektir… Buna inanmayan aklına ne derim? Ne yazmalıyım-ki görebilmen için? Kör bir şairden bunca satırın, sahipliğini bile sana adamıştır. İsmini vermeden de yazardım buraya, o zaman sadece şair derlerdi adıma, benim aşıklığımdan öte şairliğim mi var? Sensizlikten başka…

Devamını Oku Kör Bir Şair

Gücüm Yetmeyecek

Zaman sonsuz mudur? Değildir, sonsuz olan vakittir, vaktim de sen, sensizlikte vaktim, vakit gelmendir, vakit, gelmemendir, bu yüzden sonsuz. Artık gücüm kalmadı, birazcık heves, bu yaşamak için gereklidir nefesime, sensizliğe gücüm yetmeyecek anladım, ben faniyim, sonsuzluğa nasıl yetsin gücüm? Böyle zor bir ihtimalsin işte sen, sensizlik elbette senden daha zor, zorluklara göğüs gererken Oğuz, Oğuz’un…

Devamını Oku Gücüm Yetmeyecek

İnat İşidir

Elim kolum bağlı, gidemem, körüm. Sensizlikle ilgili o kadar çok yazdım-ki, sıkıldım, sensizlikten de öyle, bu bitmek bilmeyen bir bekleyiş. Bitmeyecek de Oğuz’un işi ne? O gündür beklemekte, sabretmekte, gelsen de gönlüm bunu istemez, onca seneden sonra gelsen neye yarar? Ancak bekleyeceğim, bu İnat İşidir, elbet geleceksin, zamanı gelir amma, ne zaman gelirsin? Gelecek misin?…

Devamını Oku İnat İşidir

Nazarboncuğum

Basittir bu kelimeler sana, gözlerine, nasıl basit olmasın-ki gözlerinin yanında? O gözlerin-ki yeşilden ölümü zevk eder, beni öldürmekte çaresiz ruh acıyı hisseder. Halim bu, yokluğundan dövünen bir örs, aşk çekiçse eğer, eyer dövmeye hacet yok, bir maksadı yok-ki aşkın, ilim verir mi? Ben eyer de olurum, uğurusuz nal da olurum. Bu nazarboncuğum’un ilimsizliğine işaret, sende…

Devamını Oku Nazarboncuğum

İlim Sofrası

Nasıl-ki ufak bir kalbin içindesin bende, ufacık bir kalbin sözlerine bak, eğlen sen, ben bu ufaklıktan sıkışmaktayım, koca yeryüzünde senden kaçacak delikte yok. Şimdi aşkından körelmiş gözlerime bak, canlılığı getirebilirsen bunu çok görme, ne yani, başka kimde ararım aşk canlılığını? Allah’a şükürler olsun verdiği cana, hâlâ… Hâl kötü değildir, hâlsizlikten gelir, hâlsizlikle-sensizlik aynı İlim Sofrası’nda,…

Devamını Oku İlim Sofrası

Hamlanır mı?

Büyük bir büyü mü sevda? Haşa derim, Allah’ın hikmetindendir sevda da, aşkta Allah’ın varlığından yüreğimde, gelmemen de Allah’ın hikmetindendir. Bunun bilincindeyim ama kalp yüklü, bu Allah’ı bilsen de ibadet etmek gibi. Hiçbir histerik ibadetten önce değildir, ancak kalbin yükü ağırsa, kul bahanelidir. Benim bahanem sensizlik, yanmaya… Şimdi yanmaya da sensizlik bahanem, gözlerinden bahis açıp bir…

Devamını Oku Hamlanır mı?

Dirilişe İnat

Doyasıya konuşamadım seninle, ölesiye sevmedim seni henüz, bu dirilişe inattı, terk edilişe bidat, söyle şimdi benden ne haramlık gördün? Seni istememe engel mi dünya? Buna bu dünya da engel olabilecek yok, kesseler gövdemden son sözüm sen dilimden, bu gövde aşkın ağırlığından ezer yeri. Yollar kısa kalmadı mı bu aşk yanında? Eziyetinin yanında küçük kalır ya…

Devamını Oku Dirilişe İnat

Şer Atkısı

Seni her şeyden çok seven adamdan ya aşk, seni bir tek şey için seven adama bak, o aşksa benim yüreğimde-ki de nedir? Seni bende kandırabilirdim, çok kolaydı. Bu kendimi kandırmak demekti aynı an, yoksa saflığına inanmak olamazdı amaç, seni anlattığım hangi satırda yalan vardır? Anlatmadığım satırlarca gizli güzelliğin… Bu doğru değil mi? Güzel değil misin?…

Devamını Oku Şer Atkısı

Bulut Boyalı

Dünya, sensiz küçük bir odadır bana, öyle-ki tavanı bulut boyalı mavilik, yağmur soğuktan sıcak göğsüme düşer. Bana artık sensizlikte küçük gelmekte. Bu işi keramete vesile eden bir ilham, buna şükürler olsun diler, uyur-sızar. Kim kızarsa bil-ki bu aşktan sebeplenir, sebebi bir bilsin, gözleri körleşir. Sanarlar ya deli bir yağızın işi yok. Oğuz’un tüm işi Yağmur’dan…

Devamını Oku Bulut Boyalı

Ahkamı Yeşillik

Kimseden farklı değildir yüzüm, sakallarımdan inatçı görürler aşığını, öyle ya, kim inatçı sen de bu kadar. Ben de kalanla hayatını yaşarsın. Bitmezlik bende-ki bu aşk, dedim. Ermedin ancak başım ucuna, ne aciz. Kulluk Allah’a acizlik değildir, O aciz değil, buna eş değerde güzellik ahkamı yeşillik. Bana gözlerinden bozma ormanı nasip et. Şimdi ormanların yeşiline de…

Devamını Oku Ahkamı Yeşillik

Aşk Yatar

Yağmur Körlüğü, bildiğimizden farklı, en acıdan daha acı, Allah kurtar beni, bu acı-ki gelmemi engeller yıllardır, cehenneminde el yaktırma Allah’ım. İsteğimden öte böyle karamsarım, martımdan başka dostum yoktur. Kimse dinlemez deli bir aşığı, aşıktan öte, gözümde bunun gibi, görmez-ki ondan öte. Bu aşk, ihlasın ihtivasına denk değil midir? Benden ne medet beklerdi yaşam boyu? Bunu…

Devamını Oku Aşk Yatar

Yusuf Kazağı

Şimdi aşkından deliren aklım, seni görmediği için körleşen gözüm, sen geldiğinde, ya sapmışsa yolum. Buna da kör olurum ya, ne acı sonum. Aşkından başka marifetim yok zaten, nihayette sordukların da elim yüzümü gizler, bu ateşi engellemez ya, yanarım öyle. Lakin tövbeler olsun tüm vakitlerime. Sensiz’lik hezeyanındayken kaybettiğim, kaybettiğimi sandığım tüm günlere, ya kazanmışlık varsa işin…

Devamını Oku Yusuf Kazağı

Yağmur Koleksiyonu

Sabret Oğuz, ismin de-ki hikmettir, aşk bir zamanın gizlenmiş hayalidir, elle-tutamaz, göremezsin, bu körlük, olmamanın ispatıdır, görememek bundan. Amma yoruldun hayattan, sayfalar senden, buna neden olanın aşk olduğunu sanarsın? Sende büyük körsün, görmüyor musun? Aşk’ın gücü yetmez bunu karşılamaya. Bilirim, yağmur en çok Nisan da yağar, ben en çok bu aydan medet umardım. Şimdi martılarının…

Devamını Oku Yağmur Koleksiyonu

İyi ki Teksin

Önce seni düşündüm, şimdi, durdum, sonra sensizliği düşündüm. İkisi de garipti, sen mutluluktun, sensizlik mutsuzluk, umutsuzluk. Bilmiyorsun, umutlarının yok olmasını. Gururuna inat, şiirler yazmak nasıl olur? Nasıldır bilmiyorsun, bunun için rahatsın, tüm insanlar ya senin kadar vicdanlı olsalar? İyi-ki teksin dünya üzerinde, her şeyinle, yürüyüşünle, gülüşünle, gözlerinle… Tüm kadınlar sen gibi baksalardı ne olurdu? Hepsine…

Devamını Oku İyi ki Teksin

Mey Bu

Burası kelime evi, evim yanında… Yağmur’un tadını en iyi ben bilirim, kimse benim kadar yağmur içmemiştir. Bir sürü kap-kacak var biriktirmek için. İçip-içip seni hayal ediyorum, mey bu. Benim sarhoşluğum yağmur damlasından, göremeyişim nasıl-ki yağmur körlüğünden, bu betimlemelerde gereksiz ya neyse… Adın bu olmasaydı? Yani Yağmur… Nasıl bahsedecektim senden? Alev mi diyecektim? Yoksa Çağla mı?…

Devamını Oku Mey Bu

Önce Anne

Benimle kalsaydın, kalabalıklaşacaktık. Veletlerimiz olacaktı, öyle bakacaktık, önce ”anne” diyeceklerdi, güzelliğinden, sonra ”baba” derlerdi, bende sana hayranım. Şimdi bu hayali bir tarafa itip, gerçeğe, olmayışına döneceğim yine, istemeyerek, bunu düşünmekte çok gereksizdir, biliyorum, hayallerim gerçekleşmeyecek. Olsun, yine de, En Asil Yağmur Körü’yüm. Seni en çok görmek isteyen de benim, bel-ki bu yüzden kimsesizsindir… Sensizliğimden öyle…

Devamını Oku Önce Anne

Biriktirip Avuçlarımda

Basit bir yıldızsın gökyüzünde oysa, aslında ne değerlisin yeryüzüne… Yolunu kaybedenlere rahnesin sen, bana aşk, bana yaklaş, ölmek istemem. Denemedim mi sanıyorsun yoksa? Sensizliği gidermek için her şeyi… Yağmur biriktirip avuçlarımda içtim, bu bitmişliğimin eseriydi, sensizliğin. Unutmayı da unuttum sayende, nasıldı unutmak, en çok sevdiğini… Bir anda, nasıl en değersizleştirdiğini, bak, ondan örnek al aşkı.…

Devamını Oku Biriktirip Avuçlarımda

Toprağın Bereketi

Uzat ellerini, onları da göreyim, parmakların dokunurken boynuma, gözlerimden iste tüm karanlığı, öyle dökülürdü karamsarlıkta… En büyük güç kahverengindedir, toprağın bereketi gizli gözlerimde, bundan hasat almak için yağmur, yağmur yağmadığından kahverengi. Ve çölleşmekte, ya da ben körleşmekteyim, serap görmekteyim, buna rüya demekteyim, beni yok etmektesin, şikayetim yoktur, son bir kez de olsa görmek isterim seni.…

Devamını Oku Toprağın Bereketi

Gözlerime Eza

Beni Yağmur’dan yetkile, ölüme yüz tutuşum da yüzünden, dünya güzel değil yüzünden, işte her şey tam da bu yüzden. Yüzünü görememek ne büyük körlük, bundan âlâ görememek mi vardır? Dünyayı görememekte aynı histedir, ormanları renksiz bırakırdı gözlerin… Gözlerini görememek, gözlerime ezâ, tam da bu yüzden yağmur körüyüm, bana seni görebilme fırsatı ver-ki, açılsın gözlerim, bakabilsin…

Devamını Oku Gözlerime Eza

Firavun İşi

İnsan ilime erdikçe, ilim de eskir, yüzüme değmediğinden diriyim, ellerim bu yüzden tazecik, nasırsız. Ama üzgünlüğüm bundan da eski. Aşk firavun işi değildir, o riyalı. Bu kadar iddialıyım desem de körüm, seni göremediğim her gün ölüyüm, ölmenin de ilmini öğrendim, eskidim. Bu öyle basit bir şey değil, bu yüzden, yani o yüzden onca satırı var…

Devamını Oku Firavun İşi