Kategori

Bergeron

Bu sabahta yağmurla yıkadım yüzümü, gözüm açıldı ve yürüdüm sesiz etraf bergeron, cüsseme ağır ne varsa ezildi, bir bir.
Damlana basmadan yürümek yordu.

B

İşim Sensizlik

Bergeron yağmur bilimidir,
seni ben kadar bilen yoktur,
seni bilenlerin bilinci yerinde değil,
seni çeken bu olsa gerek bilinçsiz.

İşim sensizlik, gerekeni yazmak.
Yazmak basit değildir, biliyorsun,
şimdi bilmediklerinden...

Değerlenecek Kadar

Beni fark etmek epeyce zordur,
aşık adamın metresi de olmaz,
maşuk eli, saz teline mahkum,
ozan kalemi basit yazmaz…

Beni toplumdan soyutladığı gibi,
seni ne topluluklar kabul etti aşk,
seni istemekten utanan adama...

Diye Yaşamak

Artık aşkı da beklemem, zaman;
beklemekle kandıran hayal,
hayal kadar yalandın, en başından,
kurmak için para istememişlerdi.

Seni hayalimde yaşatıyorsam,
bedelsiz olmandandır, aşk bedensiz,
bedenin para ediyor diye...

Aşk Ermişliktir

Beni yağmursuzluktan ölüme yücelt,
bu evrimin başka dilinden iftira,
hayra konuşan bir adam değilim,
şerri de var etti Allah, aşk Kabil.

Ölmediler mi, benim gibiler?
Ölmeyecekler mi yine ben gibiler?
Aşktan labirentler...

Aşık Adamın

Yüreğinde yetiştirdiğini,
gözünden bile sakın, ilk defa,
yüreği de tanırsın, akıllandığında,
yürek de kalmaz, yetişmiş de.

İşte ahvali dargın adamın hali,
sakalından belli değil midir?
Hala aşık adamın intiharından,
aşk...

Felsefenin Alakası Yok

Felsefenin seninle bir alakası yok,
Fiziğe de diz çöktürdü aşkım…
Yer çekimine değil, yüreğime ağırsın,
her anının hayranıyım, bunu çöz.

Seninle ilgili hiç bir şey bilmiyorlar.
Bilseler de, benden daha iyi...

Delirmiş Hali

Yağan kar da bulutlardandır ya,
öyle ya kar aşkın yağmur şekli.
Evcilleşip sakallarımı keseceğim,
gamzelerimi gösterecek Deniz.

İncecik bir çizgi gibiydi güzelliğin,
ben milyon metrekare uzaktan,
izledim seni öyle, buna...

Yağmur Dolu İfade

Öncesi sensiz bir evrene küsmek,
yarını kesinleştirmek gibi saçmayken,
benim öncemin sensizliğe de isyanı,
bu sen olmadığında da vardı.

Bu nedenden karamsardım ben,
sensizlik ile sinirlilik arasındaydım,
işte bu yüzden...

Dimağda Kalmamış

Dolar’la alınmış bir hediyesin…
Mark’tan arındı bedenin, pahalılaştın.
Ben aynı fiyatta, aşkımla değerlendim,
buna sebep Allah’ın vergisi sensin.

Fahiş bir güzellikle uzaklaştın ya,
buna inat edip aklıma...

Seni Seven Yok

Bu halde bile, sağlığını düşünürüm,
kötülüğünden çok, kötülüklerine
rastlamadım şükür, samimiyeti olmasa,
bir yığın dostum içinde, seni seven yok.

Beni üzdüğünden küstüler sana,
dağdan farksızsın bu aralar,
şu sıralar...

Hiç Rüzgar Yok

Yüzümü de yıkadım fayda yok,
uykulu kaldığım ‘sen’den uyanmanın
imkânı yok, bunca zamandır uykusuz,
uykum, yağmurun dönüş günü, ilelebet.

Üzgünüm, hemde hiç olmayacak kadar,
sözlerimi bununla terbiye etmedim...

Küçük Şeyler

Yıllarımı sana yazmakla ve
tutmamı düşündüğüm sadece
bir söz ile geçiriyorum, sensiz.
Sözümün arkasında duruyorum.

Nedensiz bir çok satırı var ettiğim gibi,
yazmanın okumaktan zor olduğunu,
bildiğim halde yazıyorum ve...

Aşk’a Elçiyim

Benim suçum, ‘budala’ bir martı bekçiliğim,
elçisi olduğum aşktan sıyırdım kendimi,
bana zevâl olmadığı gibi sana ezâ olamaz.
Beni yerle bir et, etime aşktan kamçılar.

Yerinde durayamayan bir aşıktan ilk...

Zenginleşmek

Tek aşkın paradır, maşuğun inadı,
gururun eklem yeri gibi sızladığında,
kızgınlığın yerini yüz kızarıklığın aldığında,
değiştirecek yatağın da kalmayacak.

Benim ‘sessiz sedasız’lığımdan faydalan,
adına bunları...

Sonsuzluk Deryası

Sana olan ‘hasretten’ bir de ‘yorgunluk’
yorgunluğumun aslı hasretten,
soğukça esip geçtin, gidip bir elde,
dinlendi rüzgar, rüzgarda iş değil.

Bu perçeminin birden savruluşuydu,
alnından yazılarla...

Kürkçü Dükkanı

Aşk adamı değildim, öyle doğdum.
Adam demiyorlar, aşk yüzünden,
yüzüme bakınca sakallı-çatık kaşı,
oysa kimse bilmiyor seni, bilselerdi.

Artık yazmaktan da sıkıldım,
hayattan ve yaşamadan iki kat.
Senden soğusam...

Ziyân-ı Bêd

Hadi beni affedelim ya da mahvet,
etmişliğinden beter olsun halim,
seni düşünemeyecek kadar üz beni,
umursamadığındandır tükenişim.

Budur bel-ki, beni sana aşık eden neden…
Yalandan laf üretip, tüketmem...

Allah’ın Verdiği

Sen, sürükledin beni yalnızlığına,
benim hiçbir zaman olmadı öfkem,
gölgende yaşayamadığımdandı,
aşkım seni de gölgeler, kaç benden.

Farket, sürekli bahsediyorum senden,
kafiyeler kuruyorum bu kelimelerden,
sayfalarım...

Aşka Eziyet

Her nedeni bir kenara ittim ben
ve ben, sensiz geçen her gün için,
aşka eziyet edip, kollarını kestim.
İşte bu yüzden üzüntü verir herkese.

Mutsuzluğumdan pay çıkarmaz martı,
çıkarsızlığımdan ‘Sen’ inadıma...

Hafifletecek Sebepler

İnat edip gururuma, aşıladım fidanı,
bu yüzden, inat yüzünden aklımdasın,
gururumun gücü yettiği gün bitecek,
senin nefesinin bittiği gün kadar harbim.

Bunda o kadar harbiyim, yalansızım,
en günahsız aşığında benim...

Bana Aldırma

Şimdi kafelerdesin, bir yerlerdesin,
benden bihâbersin ya öyle aciz,
aşk beni tamamıyla tanıdığı için,
gitmek ister esaretinden feraha.

Aşk’ı kaburgalarımda hapsedip,
kalbimden kan ektim hücresine,
Bana bakma...

Aniden Filizlenir

Bana seni yazmaktan başka,
hiçbir şey vaat etmez sensizlik,

bensizlikle ilgili başkaları şikayetçi,
benim sensizlikle bile, yoktur derdim.

Hemen-hemen her gün sendeyim,
sen ellerde raks ederken...

Yerini Değiştir

Beni uyandır, aşk-ı uyut, soyutla,
somuttan nasıl aşk çıkar ruhuna?
Gurura rüşvet öde, huzur için,
aşk göze inat, yüreğinde değil mi?

Beklemekle ilgili, aşk emeklemek,
ufak bir bebek için bahane değil,
kemikler sızlatır aşk...

Köşesinde Namusun

Şimdi durduğum yerde olduğunu,
bir düşün, bir yokluktan varoluş aşk,
sana yazdıklarımı, duyuyorum elden.
Ne gelir elden? Peki deyip, sustum.

Kusurdu bel-ki aşk, göğsüme örs…
Bu uğurda gururu yenemedim bir tek,
buna ek...

Ölüme Sakladım

Bugün ve diğer bütün ‘Bugünler’
mucize olacaklar eğer gelirsen…
Kesin olmamakla birlikte, bu umudu,
her gün ağırlamaktan yoruldu martı.

Özgürlüğün sahibiydi en siyah martı.
Bunu emanet edip benden...

Oğuzhan Deniz

Oğuzhan Deniz Kimdir?

1989 Mayıs 19'da, İstanbul/Üsküdar da doğdum ve yaşıyorum. Aslen Samsun/Çarşamba'dan geliyorum. 12 Yaşından bu yana saçmalıyorum. Saçmalıklarımdan bazıları aşağıdaki gibi.

Eski Ahit:
Lehçe-i Tefrik-2002
En Karanlık Dönem-2002
Divân-ı Derûn-2002
Bân-ı Bed-2002
Kâtib-ûl Cefâ-2002
Ziyân-ı Bed-2002
Bed’in Sandığı-2002
Yağmur Ağacı-2003-2004
Aşk Gölgesi-2004-2005
Terk Edilme Mevsimi
Kalp Belası
Aşık İhtimali
Yağmur Kuşağı
Aşk Tüccarı
Canlı Anestezi

#OD:
Yangın-2015
Ölüm Çıkmazı-2015
Yaratıcıya Mektuplar 2015-2016

Hz Allah:
Allah’u Teala Hazretlerinin her bir ismine yazılmış 99 tenzih niteliğinde şiir. 2007-2016

Şiirsel Yatalak
2005-2016

Yeni Ahit:
Alev-2015
Camdan Kafes-2015
Hengâm-2015-2016
Kahve Etkisi-2016
Od-û Gazel-2016
Mütebâki-2016
Şûrîde-2016

Kitapları:
İkimiz 10 Mayıs’tan Sonra
Benim Hayatım
Dünya Yalnızı
Ölememek-1(Louylvel)
Ölememek-2(Yeşil Ay)
Sorgu
Yağmur ve Bulut
Kiracı
KurtAdam ve Kıvırcık Saçlı Kız
Tespit
Aslında Aşığım Kitap Versiyonu
Alev
7

Gelecek Ahit
[ - ]

Bunun dışında sandığınızın aksine;
Kelimelerin gücüne inananlardan… çünkü kainatın efendisi Hz Allah kelimelerle iletişim kuruyor. Bunun için kelimelerin bir değeri olmalı. Kelimeleri sese dönüştürebilen zihnimin ses tellerine olan hakimiyetindendi her şeyin aşikâr ortada oluşu. Ve böylesine güzel bir kainatın ihtimallerle gözlerini oyalayacak sebeplere ihtiyacı yoktur. O yüzden rakamları ve kelimeleri önemser. Aşk’ta kelimedir, kimine göre matematik, işte bu yüzden her hissin başında gelir. Ne güzel de gelir. Geldiği gibi kolay değildir gidişi… gitmesini istemeyiz zaten baş ucumuzdan… uykusunu Yaratan’ın verdiği, uyanırken Ruh’unu ne ilimle tekrar-tekrar bahşettiğini bildiğindendir Aşk’ı… ve Aşk, erişilmez olana aitti, o yüzden Aşk’tır zaten adı, erişilemeyeceğinden. Kimsenin O’na benzemediği, her şeye ilim ve kudret verdiği, her türlü eksiklikten uzak olana Aşık olunmalıydı… bunu anlatmanın kolay yolları vardır ama zor olan, aynı yöntem ile tekrar tekrar anlatmaktır Ruh’un bahşi gibi. Binlerce sene anlatsa da O’nun hakkında hiçbir şey anlatmamış sayılır. İşte bu yüzden kelimelerin ölümsüzlüğüne inanışı. Öyle derin bir inanışa yolculuğunun eserleri tüm yazdıkları. Bu yüzden karmaşa dolu, kainatın kusursuzluğunun üstünde bir kusursuzluğa sahipten öte kimdir mükemmeli? Tenzih etmek bile küstahlıktır böylesi Zaat’a… öyle merhametli bir Zaat ki, kullanılan ne kadar kelime varsa, kötü olanlarından yine o Zaat’a sığınıp af diliyor. İyi olanları için merhamet dileniyor… evet evet, bildiğiniz dilenmek… dilenilmesi gereken tek Zaat’a. Şükürlerin tek sahibi ve kalplerin kudret elinde olan Zaat’a… o yüzden,DELİRMEK DEĞİL BU YAPTIĞIM… DİRİLMEK.
Yeniden dirilmek bu yaptığı, ruhunu öylesine diri hissettiği anların tümü. Karşısında hiçbir hükmü olmadığından sözü karışık ve kargaşa içerir. Neyin gerçek, neyin yanlış olduğunu öğrendiği kainatın bir parça Dünyasına tamahsızlık tatminkârlığına ilelebet yürüşüyle.

****

Bendeniz Oğuzhan Deniz

Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Aşk bitmeyeceğinden, Aşk’a gönüllü yürüyen ölümlüyüm.
Karamsarlığımın narin dizeleri… dizlerinde yara bere…
Onca sahteden uzaktayım.
Kendi kasabamdayım.
Günahlarımdan geçebilir miyim sıratı?
Suratımı görebilseydim keşke o an… yüzüm dargın aynalarıma.
Sonsuza kadar görebilecekmişim gibi dünyayı, öncesizliğime aldırmadan.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Yazabileceğim en manidar şey oydu çünkü.
Ne gariptir, ben gibi binlerce Aşık silindiler yeryüzünden, sadece söyledikleri kaldı, ona rağmen Aşk’a dair söylenecekler bitmedi.
Bitmeyecekmiş gibi gördüğüm dünyadan, öncesizliğime aldırmadan Aşığım.
Bu tuhaflıktan irkilip, gözlerimi görünmezin merkezine iliştirebiliyorum.
Ve görüyorum karanlıkları, masumluğumu kaybettiğimden beri sırtımda günahlarım.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze Aşk’la başladım, mutsuzlukla bitirdim.
Oysa…
En sevdiğim iki bitki, çay ve tütün… Tuhaftır, ikisi de kanser eder, ciğerimse aldırmaz buna.
Ne tuhaftır, hiç bitmeyecekmiş gibi söyleyeceklerim.
Ne tuhaftır, içim dökülmek ister yerlere, dağılmak ister sağa sola.
Mutluluktan nefret eden ama mutluluk arayan adam gibi.
Ne gereği varsa her şeyin, o yüzden buradayım ve adım Oğuzhan Deniz.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözü gecenin uçsuz bucaksız karanlığında yazdım.
Saat 03:10 açım.
Sırtımda nefsim, ağırlığını hissedebiliyorum, doğrulardan vazgeçip dinleniyorum yanlışlarda.
Masumluğumu kaybettiğimden beri imkansızım…
Çocukluğumu geride bıraktığımdan beri aptalım.
Ne tuhaftır, çocukken bu halime özenirdim oysa.
Garip bir müziğin ahengine kaptırmış kendimi, karamsarlık ekiyorum sayfalara.
Ne gereği varsa mutluluğun, işte o yüzden mutsuzum.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözün sahibiyim ve kelimelere sığındım… kurşun bir kalemin tükenmesi gibi tükeniyorum.
Hiç anlaşılmayacak filmler gibi, anlamaya çalışıyorum hayatı.
Oysa ömrümün en kış günündeyim.
Hava soğuk, nefesim havaya kafa tutarcasına gökyüzüne uzanıp kayboluyor.
Şairliğimden utanıp, onca kelimeyi boca ettim sayfalara.
Ne tuhaftır, bazılarını bende anlamıyorum.
Ona rağmen yazıyorum ve buna rağmen anlayamıyorum.
Ne gereği varsa kalemin, kağıdın, o yüzden buradayım ve bendeniz Oğuzhan Deniz.

Hitabet-i Bediî