Kategori

Israrziyan

Hûşûyu senden bilip, sana şükretmek, kanıma girip beni asmaktan basitti, kanım öyle deliydi-ki, seni sevdi, adına Israrziyan dedim.

I

Israrziyan Bitti

Vazgeçtiğin an aklından ne geçiyordu?
Bunu kendime binlerce kez sordum,
sorun cevap veremiyor olmaktır,
sana sormayı istedim, gururum engeldi.

Bu yüzden acı çekmekteyim,
acı çek ama sorma demişti gurur.
Gurur bize öğretilen...

Yağmur Aklı

Ve birazdan son bulacak güneşin mesaisi.
Benim için, oysa aydınlatmaktır işi,
dünyanın diğer yüzünü aydınlatırken,
belli eder kendini, dünya da iki yüzlüdür.

Yüzsüz olmasına rağmen güneşte,
kendi etrafında döner ya, anla...

Bağımsız

Karanlık kamufule etmişti aşkımı,
bu yüzden karamsardım, karanlıktım.
Sen tanıyana kadar cumhuriyetimi,
bağımsız değildim, aşk-bağlılıktır.

Aşk inanmaktır, inanmamak cahile has,
kendine bir bak, sonra bahane...

Göz Göre Göre

Yazacak ne çok şey var.
Yağmur, ne kadar çok yağacaksa,
benim de hiç acelem yok. Her damlasını,
ziyan etmeden yazıyorum işte.

İşte, buradayım. Görmüyor musun?
Beni herkesle bir tutmak cahilliğindir,
Cahilliğim adına...

Hatırla Lütfen

Herkes bilsin diye mi yazıyorum sence?
Bir sen bilsen, ben bilmeyi de es geçerim,
Seni bir zerre rüzgarla getiren Allah,
beni bir damladan var etmişken, inkâr etmem.

Aşık’ların istediklerini alana kadar var.
O’âna...

Kim Yaratabilir

Görüyorum, hallerinden belli oluyor,
yol kenarında güvercinleri izleyen amcalar.
Bir zamanların en aşık bakan gözlerine
sahipler, bu çizgilerinden belli, görüyorum.

Bir zaman sonra nefesimden solumuş bir aşık,
zerremden hayat...

Bu Boyutu

Zamanı boşa mı harcıyorum seninle?
Sensizlikle baş edemeyecek zaman…
İnsan zamana yenilirken… Nasıl edeyim?
Sensizlikle. Bu ağır bir ceza değil midir?

Etki olmasaydı, tepki nasıl zuhur bulur?
Zaman unutturur etkiye...

İç İşleyişim

Israrla döneceğine inanan kalbim,
bu yüzden seni başka güzellerde aramam.
Dönmeyeceğine ısrarla inanan aklım,
buna eş değerde istemez gururum.

Her duayı ettim, önce dönmen için,
sonra unutmayı zikrettim izinle.
Sana yazmayı...

Neden Yağmursuz

Yorgunum, uykusuz. Birazcık susuz.
Huzursuz, Nisan neden Yağmursuz?
Mayıs, neden yakan güneşinden uzak?
Haberi yok yeryüzünün, güzel yüzünden…

Gelmen, bu yüzyıl işi değildir.
Ben asırlardır aşığım, bilmez misin?
Bilmez...

Kağıttan Gemi, Uçak

Seni sevmek mecazdan mıdır? Hicazdan mı?
Kolay olduğunu söylemedi zaat-ı kimse,
ben zoru da sevmiştim, oysa insan ne
zor inanır, inanmak defterimizle gelir.

Şimdi Kağıttan bir gemi yaptığını düşün,
mürettebatını umuttan var...

Taşta Uyumak

İlk hayat ölümlü bedenden ya kabul,
ikinci yaşam hak ettiğinle sonsuzluk,
buna engel olan aşktır, bildiğimiz sen,
senden gelecek olan engel de ziyân.

Aşkımdan şüphe etmediğimden buradayım,
zarûr burada olduğundan uzaktasın...

Bir Miktar

Bu derin, deniz’in dibi senden uzakta,
bunda cahilliğimden sualim belirir,
emin değilim, benim için mi gelmiştir?
Sana, kimse böyle aşık olamaz, susamaz.

Tüm denizleri içecek kadar aşığım sana,
bu mümkün değil, ehl işi...

Ne Sefildir

Öyle bir kanamakta bıçak kesiği yara,
kabuk tutmadığından irinleşmesi,
senin çirkinleşmen, daim zamandan,
zaman değişir ancak vakit sabittir.

Benim aşkım vakittir, nakdi şiir,
anlamadığından bunca ziyân,
ısrarıma rağmen...

Ölüm İki

Sabahları yürüşüyünle can bulan sokak,
köşesinde gizlendiğim pastahane,
çok erken vakitlerde oradayım ben,
siyahlığımdan tam olarak görememen.

Buna çabalamadım, peşinde değilim,
sensizlik mi peşimde, ben mi onun peşinde...

Merkez

Beni sensiz bırakan sadece sen değilsin,
zamanında etkisi var, zamana vaktin…
Güneşin de bir nebze payı vardır elbet,
paysız olsa dünyama neden tam uzaklığında?

Ezberlemeye çalıştıkça tüm unutkanları,
dimağım güçlendi...

Yeni Beliren

Yağmur, nasıl dağılırdı paylarla yeryüzüne,
anlamak için ilimden de ötesi gerekir,
bu Hikmet Allah işidir, ben Allah’ın kulu,
hediye etmiş-ki ilham-ı senin için yazarım.

Seni yazmakta en üstün kul da benim,
Seni yaratan...

Yağmur Kiri

Umurum da olmadığını söylersem eğer,
o an bende yalancınım, ben yalan söylemem,
umurumdan daha önemli bir yerdesin,
bu yüzden önemsiz senden başka güzel.

En güzeli tutsun ellerimden, gönül ya,
çirkini alır koynuna, sen güzel...

Aman Be

Neden ısrarcı olduğumdan soru sorma,
bilmiyorum ısrarı, sebep olan ziyanı da,
öğrenebilseydim sensizliği, susardım,
sana susamış dudaklarım, içmeden kanar mı?

Doyar mı karnım sahiden sensizlikle?
Boyum uzar mı ömür gibi...

Baykuşlar

”Yorma Kafanı Artık’ diyor insanlar,
yorduğumu kim söyledi-ki zaten?
Seni düşünmezsem aklım durur,
uçurum boyu düşmem gerek-ki dursun.

Kollarıma düşmen gerek-ki hayat bulunsun,
gözlerim kahverengiden maviye...

Sürünerek

Kırılma bana, yazıyorum diye sana,
bu mecaz değil, sahi, safi gerçek,
senin bu anlamda da kimsen yoktur,
benden başka her yerin boşluktur.

Benim sığamayacağım tek yer gönlün,
sözüm bu yüzden değersiz, yüzüm de.
Gözüm bu...

İşim Ne?

Sürekli yazmak ve bundan bahsetmek,
özenilesi bir durum değil sana aşıklık,
övünülesi bir durumdayım şairlikte,
şairlikte sensizlik menfaatindedir.

Öyle ya, yanımda olsan benim işim ne?
Yazıyla-kalemle vakit kaybetmekte ne...

Düşünce Kadar

Güneş, yarında doğar mı diye kuşkulan,
aşkımın zerresinden bile şüphe etme,
ay yolundan çıkar, ben yolundan çıkmam,
vazgeçmem, kellemi-gövdemden kopar.

Nasıl yaranabilirim gözlerine?
O yeşillikte kaybolmak...

Pervaneyim

Peşinden koşturan İlahi adalet, gaflet…
Affet Râbb, kul’un yorgundur epeyce,
Mayıs’tan kalma bir hevesle yaşar,
Nisan günlerinin hürmetine kurtar.

Benden ezâ görmemiştir kulların,
cezayı yeteri kadar çektim...

Közden Farksız

İnkar edebileceğin yüzlerce sayfam var,
binlerce cümlem ve aşk betimlemem var.
İnkâra değecekse dudakların, benden başla,
benden başka hayranında olmamaştı başta.

Hoşla-Hoşta-ki adamlık farklarını çöz,
tenin közden farksız...

Delice Ezilir

İlham, akıl örsümde delice ezilir,
çekici aşk’tır, aşk-ki demiri de ezer.
Deniz’den bahis açıp, düşünürüm,
o da sen gibi küsmüştür bana.

Tüm gerçeğine rağmen aşkının yalanlığı,
beni kocaman bir dağın altında...

Oğuzhan Deniz

Oğuzhan Deniz Kimdir?

1989 Mayıs 19'da, İstanbul/Üsküdar da doğdum ve yaşıyorum. Aslen Samsun/Çarşamba'dan geliyorum. 12 Yaşından bu yana saçmalıyorum. Saçmalıklarımdan bazıları aşağıdaki gibi.

Eski Ahit:
Lehçe-i Tefrik-2002
En Karanlık Dönem-2002
Divân-ı Derûn-2002
Bân-ı Bed-2002
Kâtib-ûl Cefâ-2002
Ziyân-ı Bed-2002
Bed’in Sandığı-2002
Yağmur Ağacı-2003-2004
Aşk Gölgesi-2004-2005
Terk Edilme Mevsimi
Kalp Belası
Aşık İhtimali
Yağmur Kuşağı
Aşk Tüccarı
Canlı Anestezi

#OD:
Yangın-2015
Ölüm Çıkmazı-2015
Yaratıcıya Mektuplar 2015-2016

Hz Allah:
Allah’u Teala Hazretlerinin her bir ismine yazılmış 99 tenzih niteliğinde şiir. 2007-2016

Şiirsel Yatalak
2005-2016

Yeni Ahit:
Alev-2015
Camdan Kafes-2015
Hengâm-2015-2016
Kahve Etkisi-2016
Od-û Gazel-2016
Mütebâki-2016
Şûrîde-2016

Kitapları:
İkimiz 10 Mayıs’tan Sonra
Benim Hayatım
Dünya Yalnızı
Ölememek-1(Louylvel)
Ölememek-2(Yeşil Ay)
Sorgu
Yağmur ve Bulut
Kiracı
KurtAdam ve Kıvırcık Saçlı Kız
Tespit
Aslında Aşığım Kitap Versiyonu
Alev
7

Gelecek Ahit
[ - ]

Bunun dışında sandığınızın aksine;
Kelimelerin gücüne inananlardan… çünkü kainatın efendisi Hz Allah kelimelerle iletişim kuruyor. Bunun için kelimelerin bir değeri olmalı. Kelimeleri sese dönüştürebilen zihnimin ses tellerine olan hakimiyetindendi her şeyin aşikâr ortada oluşu. Ve böylesine güzel bir kainatın ihtimallerle gözlerini oyalayacak sebeplere ihtiyacı yoktur. O yüzden rakamları ve kelimeleri önemser. Aşk’ta kelimedir, kimine göre matematik, işte bu yüzden her hissin başında gelir. Ne güzel de gelir. Geldiği gibi kolay değildir gidişi… gitmesini istemeyiz zaten baş ucumuzdan… uykusunu Yaratan’ın verdiği, uyanırken Ruh’unu ne ilimle tekrar-tekrar bahşettiğini bildiğindendir Aşk’ı… ve Aşk, erişilmez olana aitti, o yüzden Aşk’tır zaten adı, erişilemeyeceğinden. Kimsenin O’na benzemediği, her şeye ilim ve kudret verdiği, her türlü eksiklikten uzak olana Aşık olunmalıydı… bunu anlatmanın kolay yolları vardır ama zor olan, aynı yöntem ile tekrar tekrar anlatmaktır Ruh’un bahşi gibi. Binlerce sene anlatsa da O’nun hakkında hiçbir şey anlatmamış sayılır. İşte bu yüzden kelimelerin ölümsüzlüğüne inanışı. Öyle derin bir inanışa yolculuğunun eserleri tüm yazdıkları. Bu yüzden karmaşa dolu, kainatın kusursuzluğunun üstünde bir kusursuzluğa sahipten öte kimdir mükemmeli? Tenzih etmek bile küstahlıktır böylesi Zaat’a… öyle merhametli bir Zaat ki, kullanılan ne kadar kelime varsa, kötü olanlarından yine o Zaat’a sığınıp af diliyor. İyi olanları için merhamet dileniyor… evet evet, bildiğiniz dilenmek… dilenilmesi gereken tek Zaat’a. Şükürlerin tek sahibi ve kalplerin kudret elinde olan Zaat’a… o yüzden,DELİRMEK DEĞİL BU YAPTIĞIM… DİRİLMEK.
Yeniden dirilmek bu yaptığı, ruhunu öylesine diri hissettiği anların tümü. Karşısında hiçbir hükmü olmadığından sözü karışık ve kargaşa içerir. Neyin gerçek, neyin yanlış olduğunu öğrendiği kainatın bir parça Dünyasına tamahsızlık tatminkârlığına ilelebet yürüşüyle.

****

Bendeniz Oğuzhan Deniz

Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Aşk bitmeyeceğinden, Aşk’a gönüllü yürüyen ölümlüyüm.
Karamsarlığımın narin dizeleri… dizlerinde yara bere…
Onca sahteden uzaktayım.
Kendi kasabamdayım.
Günahlarımdan geçebilir miyim sıratı?
Suratımı görebilseydim keşke o an… yüzüm dargın aynalarıma.
Sonsuza kadar görebilecekmişim gibi dünyayı, öncesizliğime aldırmadan.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Yazabileceğim en manidar şey oydu çünkü.
Ne gariptir, ben gibi binlerce Aşık silindiler yeryüzünden, sadece söyledikleri kaldı, ona rağmen Aşk’a dair söylenecekler bitmedi.
Bitmeyecekmiş gibi gördüğüm dünyadan, öncesizliğime aldırmadan Aşığım.
Bu tuhaflıktan irkilip, gözlerimi görünmezin merkezine iliştirebiliyorum.
Ve görüyorum karanlıkları, masumluğumu kaybettiğimden beri sırtımda günahlarım.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze Aşk’la başladım, mutsuzlukla bitirdim.
Oysa…
En sevdiğim iki bitki, çay ve tütün… Tuhaftır, ikisi de kanser eder, ciğerimse aldırmaz buna.
Ne tuhaftır, hiç bitmeyecekmiş gibi söyleyeceklerim.
Ne tuhaftır, içim dökülmek ister yerlere, dağılmak ister sağa sola.
Mutluluktan nefret eden ama mutluluk arayan adam gibi.
Ne gereği varsa her şeyin, o yüzden buradayım ve adım Oğuzhan Deniz.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözü gecenin uçsuz bucaksız karanlığında yazdım.
Saat 03:10 açım.
Sırtımda nefsim, ağırlığını hissedebiliyorum, doğrulardan vazgeçip dinleniyorum yanlışlarda.
Masumluğumu kaybettiğimden beri imkansızım…
Çocukluğumu geride bıraktığımdan beri aptalım.
Ne tuhaftır, çocukken bu halime özenirdim oysa.
Garip bir müziğin ahengine kaptırmış kendimi, karamsarlık ekiyorum sayfalara.
Ne gereği varsa mutluluğun, işte o yüzden mutsuzum.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözün sahibiyim ve kelimelere sığındım… kurşun bir kalemin tükenmesi gibi tükeniyorum.
Hiç anlaşılmayacak filmler gibi, anlamaya çalışıyorum hayatı.
Oysa ömrümün en kış günündeyim.
Hava soğuk, nefesim havaya kafa tutarcasına gökyüzüne uzanıp kayboluyor.
Şairliğimden utanıp, onca kelimeyi boca ettim sayfalara.
Ne tuhaftır, bazılarını bende anlamıyorum.
Ona rağmen yazıyorum ve buna rağmen anlayamıyorum.
Ne gereği varsa kalemin, kağıdın, o yüzden buradayım ve bendeniz Oğuzhan Deniz.

Hitabet-i Bediî