Kategori

Ahlâl

Ahlâl’in halinden anlamayan Oğuz Budalası!

A

Cendere

01:54

Ahlal’im!.. Sessizliğine yenilerini ekliyorsun, haklısın, aynı zamanda haksız. Zamanla savaşıyorsan geri dön! Zamana karşı verdiğin savaşı kazanamazsın. Zamana verdiğin ne varsa...

Saat Günümü Tarif Etti

Sana ve Yaşama Dair;
Rüzgar, yüzümü okşayıp, sakallarımın arasından gamzelerime dokundu.
Ve güneşin sıcağı, binlerce kilometre uzaktan dokundu tenime, biraz yaktı.
Ve saat günümü tarif etti ve bunca zaman gerçekten istediğim...

Benim Gözlerimden

Keşke benim gözlerimden görebilseydin kendini Ahlâl'im, o zaman kirletilmeyecek kadar nadir olduğunu bilirdin. Keşke benim gözlerimden görebilseydin dünyayı, dünyayı kirletenleri bir çırpıda yok edecek kadar da caniyim... İşte, bende herkes gibi bir...

Hükümlü

Yüküm Aşk…
Ondan hükümlüyüm…
Kalbime hükümsüzüm…
O’ndan ölümlüyüm…
Ondan adımlarım ağır…
Ondan yavaşım…
Özür dilerim…

Yüküm Aşk, ondan gelemiyorum...

Öyle mi Gerçekten?

Can, yanmak için bahaneler arar, doğrudan seninle ilgisi yok aslında. Belki de en tabiî duygulardan biridir “yanmak” can için. Bazen en acı sözleri beklemediğinden duyarsın, duyarsın çünkü canını acıtmak için...

Ağlayan Kalpler

Muhtemelen senin böyle bir çiçeğin varlığından bile haberin yoktu. Benimse yazmak için bir bitkinin etkisinde olmam gerekiyor. Hatta iyi yazmak için iki bitkinin etkisi altında olmalıyım. Daha öncede söylemiştim, çay ve tütün...

Ruh Kanseri

Her şey eskiyor!
Her şey değişiyor.
Çakmağımın benzini bitiyor. Son zamanlarda eskisinden daha çok sigara içiyor ve kendimi zehirliyorum. Bunu çok net bilmeme rağmen… “Benim ruhum kanser.” demiştim bir...

Ben Bir İnsanım

Ben Bir İnsanım

Şimdi, kimsenin olmadığı bir deniz kenarındayım.
Issız bir kulübe ve tuttuğum balıkları pişirmek üzereyim.
Sadece ağaçların yapraklarının hışırtısı, ıslıkları,
kuş cıvıltıları, bir de yüzümü okşayan serin hava var.

Sorumluluklarım...

Geçmemiş Geçmiş

Ahlâl’im, işte yine buradayım. Saat sabahın 6’sı, çay ve sigara içiyorum!

Sana biraz bizden bahsedeyim istedim. Çünkü geçmiş, çoğu zaman geçmemiştir. Yokluğun acısı böyledir. Varlık geçip gitmiş, yokluğun acısı...

Münzevî

Ahlâl’im, dilsiz bekleyenim.

Yalnızlık kimsenin kaderine düşmez! Yalnızlık mecburiyet değil, tercihtir. Öyledir, zaten büyük uzaklıkların yakın gönülleri olur. Özür dilerim. Ben bir köşeye çekildim ve hayatın en derin anlamlarını...