Yine Doğmak Üzere Güneş

Yine doğmak üzere Güneş! Yine de yüzünden aydınlık değil, şu karanlık sakallarımın ışığı, izbe bir adamım saat 07:17. Hiç uyumadık Ay ve ben, uyku nedir bilmeyiz, Sen’i izledik saatlerce, saat ve ben, elele verip geçip, gittik ömründen, yine gelsek, izlerdik Sen’i saatlerce, aynı yerde… Zaten bizden başka kim sever ki Sen’i bu saatte? /*Saat kaç…

Devamını Oku Yine Doğmak Üzere Güneş

Sokak Lambaları

-Sokak lambaları tam 08.20 de sönüyormuş ama tam. Yalandır o. Yalandır. Hurafedir. Belki çok ücralarda bir yerlerde 08:20’de sönüyor olabilir. Ama dünyanın merkezi olan yerde tam 09:15’te sönüyor. Bunu daha önce söylemiştim. Kasım 21’di. Belki de değişkenlik gösteriyordur kış aylarından, yaz aylarına. Öyle ya, her yanan Sen’in umduğun bir vakitte sönmez. Öyle ya, kim bilir…

Devamını Oku Sokak Lambaları

Bir Çaresi Vardır

Bu gün nelerden bahsetsem… Sen olmak dışında kalan Oğuz’un, aptal, ipe sapa gelmeyen fikirlerinden mi? Güneşin, Dünya ile olan seyrini mi? Yoksa Güneşle Ayın ezelden beri kavuşamadıklarını mı? Yağmur sonrası toprağın kokusundan mı bahsetsem Sana artık bu beton yığını şehirde koklayamadığımız onca çiçekten sonra… Hayır-hayır… Sana müziklerimden bahsetmeliyim belki de. Kendi oluşturduğum müziklerden. Ya da…

Devamını Oku Bir Çaresi Vardır

Bir Oğuz Meselesi

Şimdi gün batımındaki güneşi taşıyorum omuzlarımda, ağır! Ilık nehirler gibi dökülür damlalar avuçlarıma, şu çocuk gözlerimden. Mavinin kıymetini bilmediğim gökyüzümün altındayım, soruyorum kendime; 30 yıl daha mı? İnsan acıya nasıl katlanır 30 yıl boyunca? Bir misafirlik bu kadar uzun olabilir mi dünyaya? Hani şu insanları kirli ama tertemiz dünya! Suçluların evi ama suçsuz dünya! Günah…

Devamını Oku Bir Oğuz Meselesi

Bu Can Yakıcı Dokunuşlar

İşte yine buradayım, birkaç kaybolmuşluk ve çöküntünün toz bulutu adını yazdı yine gökyüzüme. Ne yazık, buraya arada bir uğruyorsun. Kendi memleketine, kendi vatanına sadece arada bir bakıyorsun uzaktan. Ne yazık, insan kendinden sürgün edilmeye dursun. & “Öyleyse nedir bu tozpembe? “ dedi kadın, gökyüzündeki, adamın yangınının bulutuyken. & Aradan epeyce zaman geçti, farkındaydı kandırdığının, tutamayacağı…

Devamını Oku Bu Can Yakıcı Dokunuşlar

Gökyüzünün Lacivertine İnat Sözlerin

Gökyüzünün lacivertine inat sözlerin. Şimdi gecenin son nefesleri şu saat denen meselenin koridorunda. 05:05, tokum… Sigara ve kahve içiyorum, günün ilk kahvesi. Ömrümün ilk Kahve Etkisi. Telvesinden baktığımız hayat. Artık gücenmiyorum sevgilim zamana! Zaman bize göre değildi zaten en başından. Tükeneceğini bile bile ismine tükenmez dedikleri kalemler gibiyiz. Bir de varsa yoksa şu benim saçma…

Devamını Oku Gökyüzünün Lacivertine İnat Sözlerin

Üst Geçit

Bir kadın ve bir erkek… Üst geçitten geçiyor; Kadın – “Geçmişte kaldı!” Erkek – “Geçmemiş bir geçmiş.” Kadın, adamın söylediklerinde haklı olduğunu biliyordu, can kulağıyla onu dinliyordu ama dünyanın olması gerektiğini söylediği gibi yaşamayı tercih ediyordu. Adam, “Nereden geliyor tüm bu karanlık?” diye sordu geceye. Cevapsız bir soru daha sigarasından gökyüzüne bu nikotin bulutunun can…

Devamını Oku Üst Geçit

Gülüşüne Aşığım

İşte yine çoğunlukla Sen ve hava kasvetli kentimde. Bu kentin tümü Galata’da ayaklarımın altında. Yansımasından kendimizi gördüğümüz camda. Ve yine kargaşa var göğsümün altında. Hatıraların hatrına, geçmişi geçmemiş bir adam var yine, sigarasını denizle söndüren. Şehrin en güzel yanıdır burada Sen’inle birlikte yürüyebilmek. Efsanevi kelimeler var yine zihnimde, “Sen’inle yürüyebilmek özlemi.” Kimsesizliğin içinden biz yokuşuna.…

Devamını Oku Gülüşüne Aşığım

Gülüşüne Dokunabilmek

Çoğunlukla Sen ve hava bulutlu yine kentimde. Bu kent, hiç hak etmiyor Aşkı, Aşıkları. Uzak tutmak için var sanki ve kış aylarında göğsümüze kastı. Sen’i üzdüğümü biliyorum sevgilim. Elimden bir şey gelmemesi de ayrıca üzüyor. Böyle olmasını hiç istemedim ve ben Sen’in üzülmeni hiç istemem zaten. Efsanevi kelimeler dolanıyor zihnimde, benimse hiç gücüm kalmamış gibi…

Devamını Oku Gülüşüne Dokunabilmek

İyi ki varsın…

Merhaba sevgili, saat 03:39… Yine tutmadı uyku. Gelmedi bir türlü. Süt içtim, hatta sıcak bir duş bile aldım belki mayışıp uyurum diye ama yok. Özellikle son 2 senedir aralıksız uykusuzum. Ve artık günlerim çok kısaldı. Vaktinde uyuyup, uyanamadığım için. Zaten önemi de yok sanki bunun. Son zamanlarda neredeyse hiç şiir yazmadım. Yazacak bir şey kalmadı…

Devamını Oku İyi ki varsın…

Bir Ömür Beklemek

Ömür beklemekle geçiyor sanıyorsun! Evet, ömür geçiyor, geçip gidiyor. Ama vakit hiç geçmiyor, vakit bitmiyor. Sen bunu bilmezsin. Sen Oğuz denizinde müebbet mahsur kalmışsın, çıkamazsın bu ummandan, çıkacağını umma boşuna! Bensiz kalmayasıca. Kalma! Çok özledim sevgili. Ciğerlerim dolana kadar koklamayı saçlarından aşkı. Sana sarılmayı özledim şimdi. Şimdi ellerini tutmayı özledim, şimdi gözlerine bakmayı özledim, şimdi…

Devamını Oku Bir Ömür Beklemek

Şimdi Yeniden Biz

Şimdi saat gecenin bir körü. Ama görür aşık adamın gözü. 03:17 olmuş saatin yüzü, Ama bak, ben hâlâ aşığım Sana. Bu tamamen zamanla ilgili. Sanat bile olsa, Sen’in kadar mükemmel olamaz. Keşke bunu bilseydin! O yüzden gerçek hayatta bir benzerin bile yok ve anlatılamıyorsun. Bu tamamen Sen’inle ilgili. Alışkanlıklarından vazgeçmek istemediğin gibi. Ama bu kadar…

Devamını Oku Şimdi Yeniden Biz

Canım Sende Kayıp

Bendeniz, Oğuzhan Deniz, Sana Aşığım. Samsun’dan irkildim, kilden toprak yaratılış hamurum, ”Aşkının şarabı karışmış kanıma.” Bunu bilip, beni bilmezsin. Aşkı görüp, beni görmezsin. Bunu duyup, beni duymazsın. Tanırsın Beni ama kabullenmezsin. Aşk, ciğerimin katranı, bu kainatın en karanlık yangını, hiç ışık saçmaz ateşim, buna rağmen çıktım karşına, yürüyorum gölgenin karanlığında. Beni Sen’i kalmamış Aşkın, Sen…

Devamını Oku Canım Sende Kayıp

Dünyayı Sen Gören Adam

Hayat biraz tozpembe, biraz karanlık. Gri yokmuş. O yüzden mutsuzdur insanlar. Sen’i gören insanlar mutlu yaşar ancak. Tozpembe yaşamlar var, yalanlarla yaşarlar. Kara yaşamlar var, daha az yalanlarla yaşarlar. Peki, Dünyayı Sen Gören Adam… o mutlu mudur? Mutsuz mu? Ölümle yarışıyorken her gün, okul çıkışı yaktığım sigara kadar masumdu ilk zamanlar. Tut ki, hiç olmadı…

Devamını Oku Dünyayı Sen Gören Adam

İnanmaktan Başka

Hala. Sanki ilk defa yazıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Bu ilk gün gibi, bu ilk gece gibi. Bazen inanmaktan başka çaremiz yoktur.  Sanki başka hayat biliyormuşsun gibi konuşuyorsun. Sen başka hayat bilmiyorsun ki hiç. Bu kadar, ondan içten okuyamıyorsun. Gecenin güzel oluşundan bahsedip, geceye güzelmiş süsü veriyorsun… Sen’den esinlenmemiş gibi. Bak güzel, bu Sen’i ilgilendirmez de beni…

Devamını Oku İnanmaktan Başka

Desen Desen

… Aşk’ın tam orta yerinde … Yazacak hiçbir şeyim kalmamış gibi. Sanıyorlar ki, görmeyince göz, söz dökülmez dilden. Öyle olsa böyle uzak kalınmaz güneşten. Böyle ölünmez. Böyle yaşanmaz da nasıl yaşlanır insan? Aşığın bir şiirlik ömrü, Sen’in bir ömre bedel oluşun, devirir medet beklediklerini Hay’dan başka, ne varsa sair Sana dair, Sen fısılda ben duyarım…

Devamını Oku Desen Desen

Şiirlerini Öldürürlerken

03:50 Günahlarımla beraberim. 03:51 Sevaplarım ağır basar umarım. 03:52 Açım. Burası ikimizin için önemli. En azından az da olsa var bir değeri. Sen’in için yokmuş. Kalem, silgi için. Silgi, kalem için. Ve yazarken saçma gelmişti tüm satırlar, şimdi daha da saçma geliyor tekrar okuyunca. Yine de akıllanmaz hiçbir şiirinden şair. Şiirlerini öldürürlerken, yeniden doğurur şair.…

Devamını Oku Şiirlerini Öldürürlerken

Bin Yıllık Özlem

Bin yıllık özlem! Ölümsüzlükle ölümün kavuşamaması gibi. Şu gökyüzünün mavisinden fışkıran binlerce yağmur damlası, aynı gökyüzünden yıldırımlar. Mavi, Sen sevdiğin için mavidir ve kahverengi de öyle. Kahve Etkisi, biraz Süveyda, Ay’ın 14’ü ve Nazen’in… Haberim yokmuş. Kimsenin gücü yetmez Aşk’a. Aşk’ın zamana… Bin yıllık özlem! Büyük Britanya’nın soğukluğu var gözlerinde. Bu buz gibi esen rüzgarlar…

Devamını Oku Bin Yıllık Özlem

Bir Şeyler

”Hissetmek güzel şey dedi…” Kadın. Ve ekledi, ”Bir şeyin geçişini…” Evet, geçiyordu zamanla bir şeyler… İçimizdeki nehirden gözlerimize, oradan da denizlere akıyordu bir şeyler… Yüzümüzü kaşındıran birkaç damla gözyaşı. Yoktan var oldu, üzüntü yoktan var oldu içimizde. ”Yaşadıkça daha çok gözyaşı, alıştıkça daha az gözyaşı var artık gözlerimizde.” Öyle her şeye ağlamıyoruz artık, geçip gitti…

Devamını Oku Bir Şeyler

Sen’inle Hepsi!

Merhaba Sevgili! Nasılsın? Ben Sen’deyim. Bilmem kaç zamandır Sen’inleyim, evim Sen’sin. Ben’i arıyorum bu evde, kayboldum sanıyorum da, aslında oradayım, ortada. Günün öldüğü an, yine yokluğuma şükredeceğim. Zamana isyanım… Zamanla alıştım… Zaman alıştı zamanla. Sen’inle Hepsi! Gülüşün bir dağı kökünden söküp atar. Güneş günü doğurmaktan vazgeçer, Ve Ay, vay haline, hiç ışık saçmaz. Elem sarar…

Devamını Oku Sen’inle Hepsi!

Benimle Hepsi

Söz, binlerce söz verdim, binlerce eririm.Eritir ateşin Buzdan Oğuz’u,ateşim çıkmış ellerin alnıma değsin diye,alnımda bir yazı var SEN diye,hiç erimem Ateşin var diye,hiç sönmem Aşk’ın var diye,hiç gitmem başka yolum yok diye,hiç! diye diye hep’sin bende.Benimle hepsi. Sahiden,Sen’den başka yolum yok,Sen’den başka sonum yok,sahiden. Sen nereye gidersen oraya yolum,Sen nereye esersen, orada nefesim,Sen nereden geliyorsan,…

Devamını Oku Benimle Hepsi

Sana Dökülen O Okyanusum

Dünyanın neresine gidersen, git. Dünyamın neresine gidersen, git. Ama gitme! Benden bir adım gitme. Başka bir şey bu. Sevdadan üstün, Aşk’tan sıcak. Karanlıktan siyah. Yüzün kadar parlak, saçların kadar serin, dokunuşların kadar ulu. Yokluk kadar gerçek ve varlık kadar Sen. Sen varlıksın ve varlık Sen’sin. Hiçlik kadar masum. ”Bunun bir manası var, yıldırımlar düşerken yeryüzüne,…

Devamını Oku Sana Dökülen O Okyanusum

Bir Dilek Tut

Bir Dilek Tut ve gerçek olsun hayallerin… ister miydin? Bir dilek tutsam da gerçek olsa tüm hayallerim… Ne tuhaf. Tüm hayallerim Sen’inle ilgili. Ben, ruhu dört buçuk milyar yıllık adam. Sen, Ruhu 13.4 milyar yıllık kadın. Bidayetten beri vardın. Kifayetten ibaret Sana Oğuz. Bir bilek tutmak istesem, Sen’in bileklerin olurdu, narin ve beyazlar, cam gibi…

Devamını Oku Bir Dilek Tut

Çok Yaklaşmıştık

Bahar kapımızda yine, kış bütün ihtişamıyla güneşe yeniliyor. Yeniliyor Aşık adam Aşk’a. Yeniliyor Aşık adam Zamana. Bak şu zamana, baksana şu zamanın aynasına, benden uzağa savuruyor her saniyeni, her dakikanı, her saatini… Şimdi hiçbir şeyim yokmuş gibi, bir köşedeyim. Onlar bilmiyorlar, kimse bilmiyor aslında. Ölümü kimse bilmiyor aslında sevgili. Ölüm, Ne çok ölüm var etrafımızda.…

Devamını Oku Çok Yaklaşmıştık

Ela Yapraklar

00:54 Güneş her gün doğar da, bir gün Sen gibi doğabilmiş mi? Yarın, güneş başka doğacak. Yeni umutlar var martılarda. Onlar unutmazlar gökyüzünü. Ben en çok martıları tüylerindeki grilik için severim. Uçmasalar da olur. Yarın, güneş başka batacak. Ölmemiş umutlarla, hiç silinmeyecek bu manzara zihnimden. Martılar en yakın şahitleri. Görmeseler de olur. Burası güneş görmez…

Devamını Oku Ela Yapraklar