Kategori

Sevgiliye Mektuplar

Sevgiliye Mektuplar: Bu, yanındayken bile Sen’i özlemek kadar karmaşık. Anlaşılmayacak kadar derin ve anlatamayacak kadar kelimesiz zihnim.

S

Bir Zehir Bayramı

Mathilda… İnan, unutmak daha iyi.
-Leon-

Elbette unutmak daha iyidir. Unutmak kadar aziz ve insana bahşedilmiş başka bir özellik var mıdır? Muhtemelen vardır, sırf bir yerlerde bunun zıttı...

Kölesini Duymayan Sahip

Beni duymadığını biliyorum. Duymayacağını da!

Neden mi? Kölelerin sesi duyulmaz da ondan…

Ne kölelik kaldırıldı ne köleler öldü! Herkes, bir şeyin ya da birinin kölesidir. Bilerek ya...

Göğsünde Uyumak Fikri

Sen’den göremedikçe önümü, yol bensiz.
Dik bir yokuş hayat. İlmek ilmek hayallerime işlediğim Sen’sizlik. Sahi, hiç mi benimle değilsin! Sahi neden benimle değilsin…

Bendeniz Oğuzhan Deniz…
Bakma böyle havalı cümleler sarf ettiğime...

Bir Çaresi Vardır

Bu gün nelerden bahsetsem… Sen olmak dışında kalan Oğuz’un, aptal, ipe sapa gelmeyen fikirlerinden mi?

Güneşin, Dünya ile olan seyrini mi? Yoksa Güneşle Ayın ezelden beri kavuşamadıklarını mı?

Yağmur sonrası...

Bir Oğuz Meselesi

Şimdi gün batımındaki güneşi taşıyorum omuzlarımda, ağır!
Ilık nehirler gibi dökülür damlalar avuçlarıma, şu çocuk gözlerimden.
Mavinin kıymetini bilmediğim gökyüzümün altındayım, soruyorum kendime; 30 yıl daha mı?
İnsan acıya nasıl...

Bu Can Yakıcı Dokunuşlar

İşte yine buradayım, birkaç kaybolmuşluk ve çöküntünün toz bulutu adını yazdı yine gökyüzüme. Ne yazık, buraya arada bir uğruyorsun. Kendi memleketine, kendi vatanına sadece arada bir bakıyorsun uzaktan. Ne yazık, insan kendinden...

Üst Geçit

Bir kadın ve bir erkek… Üst geçitten geçiyor;

Kadın – “Geçmişte kaldı!”

Erkek – “Geçmemiş bir geçmiş.”

Kadın, adamın söylediklerinde haklı olduğunu biliyordu, can kulağıyla onu...

Gülüşüne Aşığım

İşte yine çoğunlukla Sen ve hava kasvetli kentimde. Bu kentin tümü Galata’da ayaklarımın altında. Yansımasından kendimizi gördüğümüz camda. Ve yine kargaşa var göğsümün altında. Hatıraların hatrına, geçmişi geçmemiş bir adam var...

Gülüşüne Dokunabilmek

Çoğunlukla Sen ve hava bulutlu yine kentimde. Bu kent, hiç hak etmiyor Aşkı, Aşıkları. Uzak tutmak için var sanki ve kış aylarında göğsümüze kastı. Sen’i üzdüğümü biliyorum sevgilim. Elimden bir şey gelmemesi de ayrıca üzüyor. Böyle...

İyi ki varsın…

Merhaba sevgili, saat 03:39…

Yine tutmadı uyku. Gelmedi bir türlü. Süt içtim, hatta sıcak bir duş bile aldım belki mayışıp uyurum diye ama yok. Özellikle son 2 senedir aralıksız uykusuzum. Ve artık günlerim çok kısaldı. Vaktinde...

Bir Ömür Beklemek

Ömür beklemekle geçiyor sanıyorsun!
Evet, ömür geçiyor, geçip gidiyor. Ama vakit hiç geçmiyor, vakit bitmiyor.
Sen bunu bilmezsin.

Sen Oğuz denizinde müebbet mahsur kalmışsın, çıkamazsın bu...

Şimdi Yeniden Biz

Şimdi saat gecenin bir körü.
Ama görür aşık adamın gözü.
03:17 olmuş saatin yüzü,
Ama bak, ben hâlâ aşığım Sana.

Bu tamamen zamanla ilgili. Sanat bile olsa, Sen’in kadar mükemmel olamaz. Keşke bunu bilseydin! O yüzden gerçek...

İnanmaktan Başka

Hala.
Sanki ilk defa yazıyormuş gibi heyecanlanıyorum. Bu ilk gün gibi, bu ilk gece gibi.

Bazen inanmaktan başka çaremiz yoktur. 

Sanki başka hayat biliyormuşsun gibi konuşuyorsun...

Desen Desen

… Aşk’ın tam orta yerinde …

Yazacak hiçbir şeyim kalmamış gibi.

Sanıyorlar ki, görmeyince göz, söz dökülmez dilden. Öyle olsa böyle uzak kalınmaz güneşten.

...

Bin Yıllık Özlem

Bin yıllık özlem!
Ölümsüzlükle ölümün kavuşamaması gibi.
Şu gökyüzünün mavisinden fışkıran binlerce yağmur damlası, aynı gökyüzünden yıldırımlar.
Mavi, Sen sevdiğin için mavidir ve kahverengi de öyle.
Kahve Etkisi, biraz Süveyda...

Bir Şeyler

”Hissetmek güzel şey dedi…” Kadın.
Ve ekledi, ”Bir şeyin geçişini…”

Evet, geçiyordu zamanla bir şeyler… İçimizdeki nehirden gözlerimize, oradan da denizlere...

Sen’inle Hepsi!

Merhaba Sevgili!

Nasılsın?

Ben Sen’deyim. Bilmem kaç zamandır Sen’inleyim, evim Sen’sin. Ben’i arıyorum bu evde, kayboldum sanıyorum da, aslında oradayım, ortada. Günün öldüğü an, yine yokluğuma şükredeceğim...

Benimle Hepsi

Söz,
binlerce söz verdim, binlerce eririm.
Eritir ateşin Buzdan Oğuz’u,
ateşim çıkmış ellerin alnıma değsin diye,
alnımda bir yazı var SEN diye,
hiç erimem Ateşin var diye,
hiç sönmem Aşk’ın var diye,
hiç gitmem başka yolum...

Oğuzhan Deniz

Oğuzhan Deniz Kimdir?

1989 Mayıs 19'da, İstanbul/Üsküdar da doğdum ve yaşıyorum. Aslen Samsun/Çarşamba'dan geliyorum. 12 Yaşından bu yana saçmalıyorum. Saçmalıklarımdan bazıları aşağıdaki gibi.

Eski Ahit:
Lehçe-i Tefrik-2002
En Karanlık Dönem-2002
Divân-ı Derûn-2002
Bân-ı Bed-2002
Kâtib-ûl Cefâ-2002
Ziyân-ı Bed-2002
Bed’in Sandığı-2002
Yağmur Ağacı-2003-2004
Aşk Gölgesi-2004-2005
Terk Edilme Mevsimi
Kalp Belası
Aşık İhtimali
Yağmur Kuşağı
Aşk Tüccarı
Canlı Anestezi

#OD:
Yangın-2015
Ölüm Çıkmazı-2015
Yaratıcıya Mektuplar 2015-2016

Hz Allah:
Allah’u Teala Hazretlerinin her bir ismine yazılmış 99 tenzih niteliğinde şiir. 2007-2016

Şiirsel Yatalak
2005-2016

Yeni Ahit:
Alev-2015
Camdan Kafes-2015
Hengâm-2015-2016
Kahve Etkisi-2016
Od-û Gazel-2016
Mütebâki-2016
Şûrîde-2016

Kitapları:
İkimiz 10 Mayıs’tan Sonra
Benim Hayatım
Dünya Yalnızı
Ölememek-1(Louylvel)
Ölememek-2(Yeşil Ay)
Sorgu
Yağmur ve Bulut
Kiracı
KurtAdam ve Kıvırcık Saçlı Kız
Tespit
Aslında Aşığım Kitap Versiyonu
Alev
7

Gelecek Ahit
[ - ]

Bunun dışında sandığınızın aksine;
Kelimelerin gücüne inananlardan… çünkü kainatın efendisi Hz Allah kelimelerle iletişim kuruyor. Bunun için kelimelerin bir değeri olmalı. Kelimeleri sese dönüştürebilen zihnimin ses tellerine olan hakimiyetindendi her şeyin aşikâr ortada oluşu. Ve böylesine güzel bir kainatın ihtimallerle gözlerini oyalayacak sebeplere ihtiyacı yoktur. O yüzden rakamları ve kelimeleri önemser. Aşk’ta kelimedir, kimine göre matematik, işte bu yüzden her hissin başında gelir. Ne güzel de gelir. Geldiği gibi kolay değildir gidişi… gitmesini istemeyiz zaten baş ucumuzdan… uykusunu Yaratan’ın verdiği, uyanırken Ruh’unu ne ilimle tekrar-tekrar bahşettiğini bildiğindendir Aşk’ı… ve Aşk, erişilmez olana aitti, o yüzden Aşk’tır zaten adı, erişilemeyeceğinden. Kimsenin O’na benzemediği, her şeye ilim ve kudret verdiği, her türlü eksiklikten uzak olana Aşık olunmalıydı… bunu anlatmanın kolay yolları vardır ama zor olan, aynı yöntem ile tekrar tekrar anlatmaktır Ruh’un bahşi gibi. Binlerce sene anlatsa da O’nun hakkında hiçbir şey anlatmamış sayılır. İşte bu yüzden kelimelerin ölümsüzlüğüne inanışı. Öyle derin bir inanışa yolculuğunun eserleri tüm yazdıkları. Bu yüzden karmaşa dolu, kainatın kusursuzluğunun üstünde bir kusursuzluğa sahipten öte kimdir mükemmeli? Tenzih etmek bile küstahlıktır böylesi Zaat’a… öyle merhametli bir Zaat ki, kullanılan ne kadar kelime varsa, kötü olanlarından yine o Zaat’a sığınıp af diliyor. İyi olanları için merhamet dileniyor… evet evet, bildiğiniz dilenmek… dilenilmesi gereken tek Zaat’a. Şükürlerin tek sahibi ve kalplerin kudret elinde olan Zaat’a… o yüzden,DELİRMEK DEĞİL BU YAPTIĞIM… DİRİLMEK.
Yeniden dirilmek bu yaptığı, ruhunu öylesine diri hissettiği anların tümü. Karşısında hiçbir hükmü olmadığından sözü karışık ve kargaşa içerir. Neyin gerçek, neyin yanlış olduğunu öğrendiği kainatın bir parça Dünyasına tamahsızlık tatminkârlığına ilelebet yürüşüyle.

****

Bendeniz Oğuzhan Deniz

Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Aşk bitmeyeceğinden, Aşk’a gönüllü yürüyen ölümlüyüm.
Karamsarlığımın narin dizeleri… dizlerinde yara bere…
Onca sahteden uzaktayım.
Kendi kasabamdayım.
Günahlarımdan geçebilir miyim sıratı?
Suratımı görebilseydim keşke o an… yüzüm dargın aynalarıma.
Sonsuza kadar görebilecekmişim gibi dünyayı, öncesizliğime aldırmadan.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Yazabileceğim en manidar şey oydu çünkü.
Ne gariptir, ben gibi binlerce Aşık silindiler yeryüzünden, sadece söyledikleri kaldı, ona rağmen Aşk’a dair söylenecekler bitmedi.
Bitmeyecekmiş gibi gördüğüm dünyadan, öncesizliğime aldırmadan Aşığım.
Bu tuhaflıktan irkilip, gözlerimi görünmezin merkezine iliştirebiliyorum.
Ve görüyorum karanlıkları, masumluğumu kaybettiğimden beri sırtımda günahlarım.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze Aşk’la başladım, mutsuzlukla bitirdim.
Oysa…
En sevdiğim iki bitki, çay ve tütün… Tuhaftır, ikisi de kanser eder, ciğerimse aldırmaz buna.
Ne tuhaftır, hiç bitmeyecekmiş gibi söyleyeceklerim.
Ne tuhaftır, içim dökülmek ister yerlere, dağılmak ister sağa sola.
Mutluluktan nefret eden ama mutluluk arayan adam gibi.
Ne gereği varsa her şeyin, o yüzden buradayım ve adım Oğuzhan Deniz.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözü gecenin uçsuz bucaksız karanlığında yazdım.
Saat 03:10 açım.
Sırtımda nefsim, ağırlığını hissedebiliyorum, doğrulardan vazgeçip dinleniyorum yanlışlarda.
Masumluğumu kaybettiğimden beri imkansızım…
Çocukluğumu geride bıraktığımdan beri aptalım.
Ne tuhaftır, çocukken bu halime özenirdim oysa.
Garip bir müziğin ahengine kaptırmış kendimi, karamsarlık ekiyorum sayfalara.
Ne gereği varsa mutluluğun, işte o yüzden mutsuzum.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözün sahibiyim ve kelimelere sığındım… kurşun bir kalemin tükenmesi gibi tükeniyorum.
Hiç anlaşılmayacak filmler gibi, anlamaya çalışıyorum hayatı.
Oysa ömrümün en kış günündeyim.
Hava soğuk, nefesim havaya kafa tutarcasına gökyüzüne uzanıp kayboluyor.
Şairliğimden utanıp, onca kelimeyi boca ettim sayfalara.
Ne tuhaftır, bazılarını bende anlamıyorum.
Ona rağmen yazıyorum ve buna rağmen anlayamıyorum.
Ne gereği varsa kalemin, kağıdın, o yüzden buradayım ve bendeniz Oğuzhan Deniz.

Hitabet-i Bediî