Varlık Meselesi

“Fakir insanların olması tüm insanlar yüzündendir.”

Varlığı anlayabilmek için yokluğu anlamak yeterlidir. Elbette nereden geldiğini ve nasıl var olduğunu sorgulayacaksın. Benim sorguladığım gibi… ama içinden çıkılmayacak bir sorgu/problem değil bu. Ümitsizlik ve karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Evet, ben genelde karamsar düşünür ve kötümser bakarım hayata. O yüzden bunu benden duymak sana tuhaf gelebilir. Bu benim felsefem, benim bakış açım. Sen kendi felsefeni benimseyeceksin.

Tüm negatifler bir problem!

Karşılaştığın ve karşılaşacağın her negatif durum/olgu insan elinden çıkmıştır. Bu olgulara bazen başka insanlar neden olurken çoğu zaman bizzat-i insanın kendisi nedendir negatif durumlara/olgulara. Örneğin, fakirlik meselesini ele alalım. Fakirlik meselesi aslında sistemin içindeki bir durumdur, sistemin dışında herkes eşit derecede varlıklıdır. Yani aklı, zihni, becerileri ve kendini geliştirebildiği kadarıyla eşittir herkes.

Eğer balık tutmayı bilmiyorsan, bu bir suç değildir ve bunun için kimseyi de suçlayamazsın. O yüzden “Öğrenmemek ayıptır” – “Bana balık tutmayı öğret!” gibi ata sözleri vardır. Eğer balık tutmayı bilmiyorsan ve öğrenmek yerine başkalarından balık dileniyorsan fakirliğine sebep olursun.

Sistemin dışındaki eşitlik kimseye muhtaç olmadan hayatta kalabilmene olanak sağlar. Bir bahçenin olduğunu varsayalım, içinde hayatını devam ettirebileceğin her şey var o zaman hayatının “varlık meselesini” çözmüşsün demektir. Çünkü varlığı anlamak için bütün kancalarından kendini koparman gerekir. Sistemin kancaları sırtındayken bunu başaramazsın. Elbette sistemin içinde olsan bile kendini soyutlayıp, sanki sistemin dışındaymışsın gibi hareket edebilirsin. Muhtemelen bu yazıyı ilk defa okuduğunda anlamayacaksın ki bir de ben anlatıyorsam anlamak epeyce zor.

Fakir bir insan gördüğünde onun zihnini pek kullanamadığını anlayabilirsin hemen. Her şeyi yapmasına rağmen fakir bir insan görüyorsan yeterince çabalamamıştır demektir.

Hayatta kalmak çok kolay!

Binlerce yıldır insanlar ve dünya içinde hayatı olan her şey mevcut formunu korumak için savaşıyor, üstelik kendiyle bile. Doğaya bir bak, her şey hayatta kalmak mücadelesinden ibaret. Aslan avlanmak zorunda ve ceylan hayatta kalmaya çalışıyor. Çünkü gerçekten hayatı olan her şeyin en değerli varlığı var olmaktır.

Şimdi ise, dünyada hiçbir insanın olmadığını düşün, insan elinden çıkan hiçbir şey yok. Bu durumda, hayatta kalmak için ya bitkilerden beslenecektin yada avlanacaktın. O halde şu anda insanların kullandığı hiçbir şeye ihtiyacı yok sonucuna varabiliriz. Çünkü tüm bunlar olmasaydı da insan hayatta kalabilecekti. Tek endişesi olabilirdi, o da yırtıcılardan saklanmak ve güvende olmak… bu problemin üstünden geldiğini varsayıyorum.

Varlık mesele değildir, yoklukta öyle!

Varlık bir problem değildir, buna rağmen etrafındaki herkesin varlığıyla ilgili en az 1 tane problemi vardır. Özünde hiçbir problem ile karşı-karşıya değildir. Problem ettiği ne varsa muhtemelen başka bir insanın elinden veyahut bizzat kendi elinden çıkmıştır.

Çünkü böyledir. Nasıl kandırıldığını yada oyalandığını bilmiyorum ama insanlar bir topu bir delikten geçirdikleri için avazları çıktığınca bağıran ve sahte mutluluğa sarılan tuhaf mekanizmalardır. Oysa, henüz dünyanın sadece 3’te 1’i kadar yer kaplıyorlar ve bu 3’te 1’lik kısım 4’te 3’ü su olan dünya üzerinde oluyor.

Evet evlat, varlığına, var olmaya problem gözüyle bakarsan, muhtemelen birçok problem görürsün. Tüm bu problemlerin nedeni var olmak değil, insanın var ettikleridir.

#OD | Küçükdeniz * Varlık, yok olmaya değer tek şeydir, varlıktan başkası yok olmaz!