Yazdım, yazılanlar kadar çok.
Ellerim nasır tutmuş şimdi kalemimden.
Biliyorum,
Aslında O’ndan başka kimsem yok.
Ben yazdıkça, yeni kafiyeler türedi zihnimde.
Türedim Aşk’ın yollarında,
yeni bir yaşam filizi uyuyor omzumda.
Öyle ya,
bu yaşamı görmemekte isyan etmektir.

Yalnızlığıma doğru kaçtım, avlusu sessiz bir evin köşesindeyim, parçalanmış kalbimin içinde parça parça hislerim. Emanetmiş gibi canım hissedişlerine, ağırlık göğsümün üstüne.

Bak,
ben Oğuzhan Deniz,
birçok söze böyle başladım,
Bendeniz, Oğuzhan Deniz,
Aşk’ın filizlenmiş yeşili,
canımın acısı, volkandır dağdan,
bacasından tüter dumanım,
rengim bundan yanık,
onlar buna tanık, onlar bana tanık,
elin yüzümde, yanmışlar arasındayım,
ellerim gözlerimde,
isyan var sözlerimde.

Gözlerime bak azıcık, gözlerime…

Yalnızlığıma doğru kaçtım, kendimden, herkesten. İzler kaldı ardım sıra yollarda.
Gölgelerinin asılmış kalıntıları caddelerimde, izledikçe izledim.

Konuştu çok bilmişin birisi.

Oğuz, Sen nesin ve kim oldun yine böyle?
Oğuz, sen sen değilsin ki artık,
Oğuz, vazgeç O olmaktan,
nasıl vazgeçersin kendinden?
Oğuz, yanma artık,
Oğuz, bitsin artık,
Oğuz, bırak gitsin artık,
Oğuz, bırak artık.

Konuştu yine çok bilmişin birisi.

Hayatımın şu Sen manzarasına bak, birbirimize bizden izler bıraktık. Ben dokundum, O ürperdi, o dokundu Oğuz yandı, yandıkça büyüdü alevi… Unutma, yakarsın herkesi, yanar herkes, Oğuz sönmez bir tek.

Dedi ki; Oğuz,
Dedim ki; Suya muhtacım,
Dedi ki; Sen Denizsin,
Dedim ki; sus, konuşma.

Belinde gamzeler, bilsen, parmaklarıma izi var dokunuşların, henüz kimse izlemedi gözümden.
Sözümde imgeler, bilsen, ne kafiyelerin arasında, hayat oldu hayatsızlara, ölmüşlere.
Gözümde Sen’ler, beni bilsen, bilsen beni, nasıl umutlanır kalbin papatyalara ve tüm çiçeklere.

Bana ‘Benden’ bahis açmak saçma,
mevzu ben isem,
ne var ki Sen’den başka?
Benim gelişimden değil, Sen’in gelişinden esinlendim sözleri,
öyle güzel nazenin yürür ki, yer şükreder ezildiğine.

Sorun yok,
bitmedi henüz.
Sorun yok,
henüz gitmedi içimden,
İçim sönmedi henüz.

Bir şehir de bir Sen, gözlerim habersiz herkesten, haberim yok gittiğim yerden, uçurumlar biraz sonra, biraz sonra düşecekmişim gibi sanki… sanki birazdan uçurtma olacağım hayata kısa bir an… Oysa bunlardan anlamazlar ki…

Oysa bir yalnızlığın yok edilişiydi varlığın,
oysa dünyanın yalnızlığını yok etmişti varlığın…
Ben gördüm bu rüyayı,
ben uyudum bu rüyaya ben.
Ben gördüm bu rüyanın gerçek oluşunu,
ben yaşadım bu rüyayı…

Oğuz Mumu yandı,
bir yangın ki birkaç asırdır,
bandilimin camından parlar ışığı,
onlar buna karanlıktı.

Oğuz Aşk’ın balta girmemiş ormanı,
ormancısı olmadığından, yeşil her yanı,
atası, tüm çiçeklerin filiz verdiği toprağı,
dahası, var mı daha yeşili, var mı dahası?

Yalnızlığıma doğru kaçtım, kalem kaleme bir dize kafiye, bir zengin kafiye, bir yalnızdır ki sorma… Yaşam küstü, ölüm güldü…
Oysa Aşk’a inat yaşamadı mı onca insan?
Oysa Aşk için ölmedi mi onca insan?
Oysa nedir yaşamak?
nefessizlik mi güçtür, nefes alabilmek mi?
Oysa nedir yaşamak?

Sen yaşamın yeryüzü halifesi, naif satırlar türetildi ömrümden ömrüne.
Kader ağını birters birdüz örmüşken, gel de bunu sökme, gel de bunu örme.

Oğuz Mumu bitmez… Oğuz,
ama ateşin yok sanki içinde,
ama ateşin neden titrer şimdi,
ama neden yalnızsın hala yüreğinde?

YALNIZLIĞIMA DOĞRU KAÇTIM

Hayal diyarı kadın, hayale daldım, hayal mi sandım?
Anladım,
bitmeyeni, bitiremezsin,
sönmeyeni, söndüremezsin.

Sırf Sen’sin diye, Sana gelen Oğuz,
anladım,
Oğuz Sana bitmez.
bugün sönmedim, biraz bedbahtım,
anladım,
Oğuz Sen’den gitmez.
Bugün geldim, biraz yorgunum,
anladım,
Oğuz Mumu Bitmez.

Oğuzhan Deniz * Yalnızlığıma Doğru Kaçtım