Güneş tam tepedeydi. Kasaba sakinleri güneşin gökyüzündeki bu evresinde köşelerine çekilirler ve dinlenirlerdi. Raes tam bu esnada kasabanın meydanından evlerin daha sık olduğu yere doğru yürüyordu. Kasaba sakinleri sorgulayan gözlerle Raes’e bakıyor, kendi aralarında fısıldaşıyorlardı.

Yaglot, kimsenin tanımadığı kadına doğru yaklaşırken her zamanki yılışık hali üzerindeydi. Gözlerini avına dikmiş bir kurt gibi kıstı ve sordu;

-Kimsiniz?
-Adım Raes, Yünad’tan geliyorum, uzun zamandır yürüyorum, uykusuz ve açım.
-Uzun zamandır dışarıdan kimse gelmedi. Yolculuğun boyunca başka kimseyi gördün mü?
-Hayır, bir köpeğim vardı ancak açlıktan öldü. Sadece ben ve köpeğim vardık.
-Burada kalacak mısın?
-Evet.
-Zenid’in yanına gitmen gerekiyor. O kabul ederse, kalabilirsin.
-Peki nasıl gideceğim?
-İşte, şuradaki ağacın altında, şapkasıyla yüzünü kapatmış olan adam.
-Teşekkürler.

Raes, tarif edilen yere yürürken Yaglot arkasından az önceki halini takınarak izlemeye devam etti. Zenid yaklaşan ayak seslerini duyup şapkasını yüzünden çekti.

-Merhaba,
-Burada mı kalacaksın?
-Evet… diyebildi Raes sadece, tedirginliği üzerindeydi.
-Burası verimli bir yer olmasına rağmen kötü bir yer, cahil insanlar, sapkınlar, ne istediğini bilmeyenlerle doludur.
-Gidecek başka yerim yok maalesef.
-Tek misin?
-Evet sadece ben varım.
-Kötü görünüyorsun…
-Günlerdir yürüyorum, aç ve uykusuzum.
-Nereden geliyorsun?
-Yünad…
-Yünad?
-Yünad, Raniyüem.
-Yolda başka kimseyi gördün mü?
-Hayır sadece ben.
-Denizi nasıl aştın?
-Suyun en sakin zamanını bekledim, 4 gün boyunca kıyıdaydım.
-Sana bir yer bulmamız gerek, ayrıca yıkanmalısın.

Zenid oturduğu yerden doğruldu, Raes, Zenid’in yüzünü ancak o zaman net görebilmişti. Korkusunu yutkunarak yenmeye çalıştı ancak hareketleri kendini ele veriyordu.

Zenid bunu fark etse de hiç aldırış etmeden eliyle kendisini takip etmesini işaret ederek devam etti.

-Enime, bu kadın kadının adı Raes, kayıt ettikten sonra bungalovlardan birinin anahtarını verirsin, yıkansın. Sonra yanına gelsin, açlığını gider, bir hastalığı var mı kontrol et, eğer bir problem varsa her zamanki gibi yaparsın. Eğer yoksa, çalışacağı parseli ve işi söylersin.

Enime söylenenleri defalarca kez duymasına ve yapmasına rağmen sanki ilk defa dinliyormuş gibi dinledi. Kafasını önüne eğerek onaylarken hemen yanındaki sandalyeye oturması için Raes’e işaret etti.


Raes günlerdir devam eden yorgunluğunu atıyordu brandada, gözleri kendini salmış, kapanmak üzereydi. Endişelerinden biraz da olsa kurtulmuş, hiçbir şey düşünmeden uyumak istiyordu.

Birden kasabanın dört bir yanına yerleştirilmiş hoparlörlerden gelen sesle irkildi. ”Kimse kalmasın, herkes yatağına, ortada kimseyi görmeyeceğim, yarın gün ağardığında herkes kasaba meydanında toplansın.”

Hoparlörlerden duyulan son ses mikrofonun kapanış cızırtısıydı. Her ne kadar sesi değiştirse de Raes sesin Zenid’e ait olduğunu anlamıştı.

Raes herkesin dağılmasını meraklı gözlerle izlerken Zenid göründü, doğrudan kendisine geliyordu, evine girip, girmemekte kararsız kaldı.

-Hey, sen, gir artık içeri.
-Peki tamam. (Korkmuş küçük bir kız edasıyla içeri girecekken durdu.)
Yarın ne olacak Bay Zenid?
-Herkes işini yapacak.
-Ne iş yapılıyor?
-Kasaba düzeniyle ilgili Enime bilgi vermedi mi?
-Aslında çok hızlı konuştuğu için sanırım birçok şeyi anlamadım. Oldukça da sinirli görünüyordu, sanırım yaptığı işten hiç memnun değil. 

Zenid, Raes’in brandasının önünde durdu ve kadının yüzüne bir süre sessizce baktı.

-Yarın herkes kendine verilen görevi yerine getirecek. Buranın kuralları var, bu kurallara uymazsan burada kalamazsın. Sen yarın, tarım bölümünde çalışacaksın. Umarım bitkilerle aran iyidir.
-Pek sayılmaz aslında…

Zenid, Raes’in yüzüne tekrar sessizce bir süre baktı ve hiçbir şey söylemeden yürüyüp hemen karşıdaki bungalova girdi.

Oğuzhan Deniz – Zenid Kasabası | Yeni Biri / Bazen yeni birileri gelir hayatlarımıza ve hakkımızda öğrenecek çok şeyi vardır.

Bir yorum yapın...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir