Anlıyorum…
Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, Aşk’tan bir adım gidememişsindir.

Anlıyorum…
Ne kadar zaman geçerse geçsin, geçip gitmez Aşk.

Dünyanın milyarlarca ölüsünden biriyim, diri denmez halime. Bıraktım beni Aşık halime, bir başına. Diş geçiremiyorken martılar gökyüzüne, ne diye kanatlarına isyan etsin ki, öyle ya, ne diye isyan edeyim Sen’sizliğe… Bu densizlik.

Şimdi iki büklüm, üstü başı dağılmış bir adam görüntüm, varsa yoksa üzüntüm, bitmedi hüznüm. Zamanın bu diliminde yaratıldığıma küstüm. Oysa Aşk benim, Sen Aşk’a örtüm.

Ne güzeldir sesindeki vurgular, yüreğime dokunur, bazıları vurur, kalp bir an durur. Yine de göğsünde ne güzel uyunur. Uykum da yavruma emanet.

Sen bana aldırma, anlam yüklemeyi bıraktığından beri kelimelere, azaldı değeri. Değerim azaldı, az kaldı onca süreden gitmeme… Sihir şiirler yazıp, hediye ettim ömrüne. Ömrüm de emanet ömrüne.

Ne güzeldir yüzündeki duygular, dokunsalar ağlar, dokunmasalar da gülmez. Özlü bir söz yazıp hayatın bir kısmına, veda edeceğiz, zaman bizi hatırlatmaz, bizi kim hatırlar ki ikimizden başka? Aleve vermiş Aşk beni, Sen’i bilmem. Bazen bilmemek erdemdir.

Sen aldırma onlara, amiyane puntolarına, bilmiyorlar Sen’i, bilmiyorlar yaratılışı, bilmiyorlar. Bilseler böyle yapmazlar, bilseler Sen’i yorarlar mı? Sen zahmet etme canımın içi, ben söylerim iki bardak çayı da. Açık söylerim üstelik, bilirim, Sen göremezsin yoksa bardağın öteki tarafından beni…

Beni korumana da gerek yok, onlar kendilerinde kaybolmuşlar, ne harf bilirler ne rakam, ne lisan bilirler ne zeban, matematikleri sıfırdan ibaret, alfabelerinde Aşk yok onların. Sırtımda hala Aşk yeleğim…

Evet, hem Aşığım, hem aile babası.
Evet, hem Aşığım, hem yaşlı bunak.
Evet, hem Aşığım, hem nasıl Aşığım.
Evet, Aşığım ve yine o anı gördüm.


Hikayemin başka bir acıklı yanı da acıklı bir hikayemin olması.

Savurur kış doyasıya yaprakları, öldüresiye tüm ağaçları, Sen oradasın ve tek bir tezat yok yine dünyada, her şey fulü ardında. Dünya güneşe biraz daha yaklaştı, tüm doğa ısındı, oysa yüzünün sıcaklığından, cana yakınlığından ve şükür ki, en çok benim canıma yakınsın, ay biraz daha yaklaştı, denizler medcezir… biraz ekinoks, biraz şiir, biraz Oğuz, biraz sihir, çoğunlukla SEN.

Şükür ki, en çok benim canıma yakınsın.
Okşuyorsun yeryüzünün yüzünü yürüyüşünle.

Soğuk doyasıya işliyor tenime, tenim yanık içinde, içim yangın yeri de, dardır sokakları kalbimin, seyrüsefer Seni gördüğümden beri, çıkmaz hiçbir yol sönmeye. Öyle ya, sönmez Oğuz Mumu.

Oğuzhan Deniz * Bendeniz / Amiyane Puntolar