Hadis kelimesinin Arapça dilindeki anlamı ”Söz”dür, Türkçe’ye tam olarak ”Söz” olarak aktarılır. Yani yazılan herhangi bir kelime ya da söylenen herhangi bir sözcük kullanırken aslında ”Hadis” etmiş oluruz.

Hadis-i Şerif ise, ”Şerefli Söz” demektir. Övgüsel, kötü olmayan ve güzel sözcüklere denir. Yani birisine iltifat ettiğinizde aslında Hadis-i Şerif etmiş oluruz.

İslamcı Alimlere göre ise Peygamberimizin söylemiş olduğu sözlere verilen isimdir. Peygamberimizin, Peygamberlik görevini yerine getirirken insanlarla konuşmalarından yapılan alıntılara denmektedir. Elbette peygamberimiz kötü bir söz söylemeyeceği için O’na atfedilen sözlerin tümü ”Hadis-i Şerif”tir.

Ancak her zaman bu doğru değildir. Yani peygamberimizin dilinden söylenmemiş olsa bile O’na atfedilen bir yığın uydurma hadis, ”İslamcı Alimlere” göre ”Mevzu” hadis vardır. Bu kategori altında bunları sizlerle paylaşırken ”Hadis İnkarcısı” şeklinde yaftalanacağımı biliyorum lakin aklını biraz olsun kullanan insanlar doğruları görecek ve ayırt edeceklerdir.

Hadisler hakkında yığınla tartışma mevcut. Hadisleri inkar edenler, bir kısmını inkar edenler, işlerine geleni inkar edenler, işlerine yaramadığı zaman inkar edenler ve liste inkar edenlerle uzayıp gider. Önemli olan doğru olup, olmadığı.

Hiçbir zaman peygamberimize bunları dünya hayatımız boyunca soramayacağız. Yani ”Peygamberim, Siz bunları söylediniz mi söylemediniz mi?” diye asla ilk kaynaktan onay alamayacağız.

Bunu yapamadığımız için en sahih, yani ”Gerçek” kaynak saydığımız bazı insanların doğruluğuna kalıyor inancımız. Bunlardan bir kaçı aşağıdaki gibidir;

  • Buhari; Muhammed el-Buhârî isimli kişinin yazmış olduğu Hadis Derlemesidir. Kütübi Sitte kitabının ilk cildidir. Bu kişinin Semerkand şehrine kabri bulunur. Türbesel bir görüntüsü vardır.
  • Müslim; Müslim bin Haccâc isimli kişinin yazmış olduğu Hadis Derlemesidir. Kütübi Sitte kitabının ikinci dildidir. Bu kişinin Irak’da vefat ettiği rivayet olunur.

Bu iki örnek yeterli… çünkü genelde bu iki şahısın hadislerinden ilerleyeceğiz.

Diğer bir önemli durumsa, ”Hadise inanmayan dinden çıkar” hususudur. Eğer burada ki ”Hadis” sözcüğünden kasıt, Kuran-ı Kerim hadisleri ise, mutlaka çıkar, ama Peygamberimizin söylediğini rivayet eden ve kesin bir delille karşımıza getirilemeyen hadislere inanmazsak dinden çıkmayız.

Bilhassa doğru değilse ve biz bunu sorgulamadan iman edip, ona göre amel edersek, yanlış amelimiz doğrultusunda dinden çıkarız da haberimiz olmaz. Gerçi bilgimiz olmayan konularda cevapsız kalırsak ya da herhangi bir işlem gerçekleştirmezsek, ya da doğru olduğu inancıyla hareket edersek, niyetimizden ötürü Allah’ın inşAllah affına nail oluruz.

Bu hadisleri yazan ve rivayet eden kişilerden bizlere aktaran kişilerde insanlardı, bu nedenle bir önceki paragrafta belirtilen aynı durum onlar içinde geçerli. Bu yazı ve kategorinin amacı onları karalamak ya da akıllarıyla dalga geçmek değil, sadece sorgulamak. Biliyoruz ki İbrahim Peygamberimiz Rabb’imize sorgulayarak ulaştı.

Din, insanların sandığı gibi öyle kolay çıkılan, çıkılınca öldürülmek zorunda olunan ya da çıktıktan sonra öyle hemen girilebilen bir bütün değildir. Dinden çıkartan hususlar için ayrı bir makale yazacağım. Nitekim, bir şeyi sorgulamak ona delil aramaktan geçer. Kuran bizim için nasıl bir delil ise, bizimde Kuran’a olan inancımıza delil olarak sorgularımız ve bu sorgulara verdiğimiz cevaplarımız vardır.

Çok afedersiniz ama islamiyet koyun dini değildir. Kuran-ı Kerim’de binlerce yerde, ”Aklınızı kullanmıyor musunuz?” şeklinde sorular geçer. Elbette Allah kimin aklını kullanıp, kullanmadığını biliyor ama bunu bize ibret ve öğreti almamız için söylüyor. Yani, ”Nasıl bir insansın, seni yaratırken akıl, zihin, kısacası beni tanıyabilecek, beni anlayabilecek her şeyi verdim, nasıl olur da anlamazsın…” manasında, kendimizi hayretlere düşürmemizi istiyor. Bundan kasıt ise, sorgula, bana boş imanla gelme, bilinçli ol… demektir.

Hadislere geri dönecek olursak, hadislere inanmasak da olur… peki ”Kuran’da cevabı olmayan hususlarda ne yapacağız?” Kalbin neyi doğru görüyorsa onu yap ve bunu yaparken kalbine yalancı, yabancı gibi davranma… Zaten Kuran-ı Kerim de yoksa bunu sorman bile hatadır. Eğer sorguladığın şeyin kalbince bir cevabı olmasaydı, Allah’ımız bize onu mutlaka bildirirdi. Ki, bildiğimiz ve bilmediğimiz ne varsa, hepsinin yaratıcısı olan Allah, kelime sıkıntısı çekmiyor ya sana bunları söylemeden bıraksın… bu kategori altında hadisleri tek tek inceleyerek hangisinin gerçek olabileceğini, hangisinin olamayacağını ispatlamaya çalışacağım, elbette şunu unutmamalıyız. En doğrusunu ”Allah” bilir. Ondan bilgin olamayacağımız için, bize verdiği aklı, düşünceyi ve mantığı kullanarak doğrulara ulaşacağız.

Selam ve sevgiyle.

Hadis Nedir? Hadise Uymak Gerekir mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir