Bedenin bir varmış, ruhun yokmuş. Elbette tutunamazsın.

Biliyor musun?
Sen’i en çok ben anlıyorum, özlemenin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü bunu Sen’in sayende yaşıyorum. Çünkü bunu bana Sen öğretmiştin. Şimdi ikimizin canını da yakıyor.

Biliyor musun?
Sen’i en çok ben biliyorum, en ince anlamların ya da anlamların en ince noktalarını biliyorum. Çünkü bunu Sen’in sayende biliyorum, orada olmasam da biliyorum.
Çünkü bunu bana Sen öğretmiştin. Şimdi Sen tekrar öğreniyor gibisin.

Biliyor musun?
Sen’i en çok ben tanıyorum, yaptığın hataları, farkında olmadan koştuğun yolları, koştuğun bu yolların bir yere gitmediğini, Sen gitmek istemedikten sonra yolun Sen’i bir yere götürmediğini, gidilmemesi gereken sapaklara saptığını… Kendimden biliyorum ve ben artık dönemiyorken, Sen’i çok iyi anlıyorum.

Biliyor musun?
Hatalar yaptığını biliyorum, hatalarımdan anlıyorum, olmak istemediğin yerlerde dolanıyorsun. Başın dönüyor, dünya Sana dönüyormuş gibi geliyor ama aslında, dünya Sen’in etrafında dönüyor. İşte bunu hiç bilmiyorsun.

Biliyor musun?
İnsan tuhaf mekanizma, en basitinden alerjisi vardır, lavanta kokusunu sevmez mesela, mesela sabahın tuhaf saatlerinde kavun kokusunu anımsamak. Anımsamak en basitinden.
Özlemek en basitinden. İşte bu, şu sıralar ikimizinde bildiği en özel şey olsa gerek… Özlemek.

Dünyaya bakıyorum da, kavuşamayan aşıklarla dolu karnı. Yutmuş onları, kaybetmiş onları, kimileri çöllerinde, kimileri kutuplarında ve kimileri dağlarının eteklerinde. Sonra kendi dünyama bakıyorum, nasıl da öyle saf ve duru güzellikte. Her şey yerli yerinde.

Başka birinin, Sen’i hiç tanımayan bir müzisyenin notalarında duru güzelliğin mesela, Sana hiç dokunamayan ama ipekler dokuyan ellerde saklı tenin, Seni hiç görmemiş ressamın tuvalinde ve biraz turkuaz serpiştirilmiş gökyüzümüze. Öyle ya, bu güzelliği bilmek benim haddime. 

Sen ve ben, aslında hiç farklı değiliz, Sen ve ben aslında biziz, Sen ve ben, aslında nerede olduğumuzu bilmiyoruz. Dünya kainatın bir köşesinde savrulurken, biz dünyanın bir köşesine savruluyoruz. Yollarımızın aynı olmasının bir nedeni var…

Oğuzhan Deniz – Bendeniz / Ağzım kapalı, yalvarıyorum Sana. (İsmini bilmediğim bir filmden alıntı)