Çoğunlukla Sen ve hava bulutlu yine kentimde. Bu kent, hiç hak etmiyor Aşkı, Aşıkları. Uzak tutmak için var sanki ve kış aylarında göğsümüze kastı. Sen’i üzdüğümü biliyorum sevgilim. Elimden bir şey gelmemesi de ayrıca üzüyor. Böyle olmasını hiç istemedim ve ben Sen’in üzülmeni hiç istemem zaten.

Efsanevi kelimeler dolanıyor zihnimde, benimse hiç gücüm kalmamış gibi onları yazmaya. Ya da daha önce yazmıştım zaten deyip geçiştiriyorum kendimi.

Oysa biliyorum sevgilim. Arıların peteğine götürdüğü özün dudaklarından olduğunu. Sana doyulmadığını biliyorum. Bunu Sen’de biliyorsun.

Hiç ihtiyacım olmamasına rağmen yeni karikatürler biriktiriyorum, birlikte güleriz belki diye. Sen’in gülüşün… Asıl efsanevi olan işte bu. Beni benden alıp göğüslerine gömen işte bu. Zaten bütün bu saçmalıklar da gülüşüne dokunabilmek için. Gülüşünü izlemeyi öyle çok özledim ki, gözlerinin nasıl dünyalara bedel oluşunu o an görmeyi öyle özledim ki, sorma.

Gülüşünü çok seviyorum sevgili. Dudaklarının aldığı hal, bana bir amaç vaadediyor. Hayat amacı. O yüzden hep gül sevgilim, gülmek Sen’de anlam kazanıyor ve Sen gülünce dünya yemyeşil oluyor. Benim bunu görmeyi istemem de çok değil o yüzden.

Sen’i Seviyorum Sevgili.

#OD – 02-51