Aklımdan hiç gitmediğin gerçeği, ben koca bir yalan tortusu, üstümde zamanın tozları, üfledikçe görünür doğrularım. Dünyanın ciğeri yettiğince üflüyor rüzgarını, savruluyorum.

Bendeniz, Oğuzhan Deniz,
biraz yarım, yarım donuk, içim buruk, dışım kabuk.
Dünyanın merkezine Aşığım,
taşkınım sel, çığ düşecek saçlarıma, saçma!

Göremediğim için kızgınım kendime, yağmurun şiddetine inat tenim çıplak, yürüyorum.
Çok uzak olsa bile, çıplak gözle görebiliyorum.
Duyamadığım için kızgınım kendime, uğultunun çirkinliğine inat, net duyuyorum.
Çok kısık olsa bile, nefes alışverişlerini duyabiliyorum.
Anlatamadığım için kızgınım kendime, her defasında, her kelime ve her cümlede, yazıyorum.
Çok saçma olsa bile, her anını hatırlayabiliyorum.

Kızgınım kendime, herkes gibi, tek farkım Aşık olmam… Onca içi boş insan arasında, doluyum güya… Rüya görüyormuşum, güya…

Bendeki Sen’e sarılıp, öfkemi bastırdım… Hislerin içimde tıka-basa, hiç çıkmasa içimden, taşıyor dışıma. Bir hışımla… Kafiye dolusu dudaklarımla, duymasan da…

Neyse ki, bu kasvetli halimi bir kenara bırakıp, güzelliğinin ahenginde kayboluyorum. Bulunmak için nedenim yok, Sen’de kaybolmak için sebebim çok.

Oğuzhan Deniz * Kızgınım Kendime / Önce kendinden vazgeçemezsin, vazgeçemediklerin yüzünden!