07:05
Güneşimi sildin gökyüzümden, Sen parlıyorsun şimdi, bir ay kaldı gecemin lacivertinde. Sözlerinden esinlemiştir eminim. Demim çayımın dibinde, uykusuzluk tavındayım güzelliğinden. Sanıyorlar ki hastalık… ”Ulan bu Aşk” diyorum… asabımı bozuyorlar.

Neyse ki beni sakinleştiren gözlerin var… Hayatın ve zamanın durduğu bir kare, seyrettikçe seyredesi gelir insanın, bilsen… Bilsen öyle net ki yaşam gözlerinden, birkaç sözünden esinlenip yaratılışına özendirilmiş diğer çiçekler.


Sevgili!
Şu an fevkaledenin zirvesinde kalbim, Sana Aşık’lığımdan göremiyorum eteklerimde ne var, ne yok…
Sessizliği tercih ediyorsun,
Sen’sizliği tercih sanıyorsun…
Sen Aşk’ı, Sen’siz yaşanır sanıyorsun.
işte bu da Sanmaktan İleri Gidemez

Vardır bu suskunluğumuzu konuşacağımız günler, pek güzel günler. Hani yürüyüşünle kandırıyorsun ya gölgeni, öyle güzeldir peşinden geleceğim güzel günler gelecek.

Vardır bu yokluğumuzun bir bolluğu, bir bolluk ki günlerin Sen’de hapsedilmiş halinde, her halde Sen’de durur benim saatim de, kaderin saati bozuk sanırım. Bizi geçmezdi yoksa…

Vardır bu kimsesizliğimizin bir sahibi, sahi, insan neden Sen’i gördükten sonra yalnız hisseder ki? Hissesi varmış gibi Aşk’ın Sen’den, oysa Aşk’ın tamamı Sen’dedir, Sen’de durur, saat Sen’de durur…

Vardır bu uzaklığımızın bir yakınlığı, sahi, yakındık ateş ve ateşböceği kadar birbirimize, ayrı yazılmayan birbiri kelimesi kadar. Şimdi bir çift göze saatlerce bakmak…


Sevgili!
Seviyorum Sen’i.

Oğuzhan Deniz * Ulan Bu Aşk