Kategori

Yağmur Kadın

Martıları neden sevdiğimi bilmiyorsun, Seni neden sevdiğimi de bilmiyorsun. O halde Sen’i sevmem Sen’i de ilgilendirmez…

Y

Bizzat Kendim

Adına değil, sanına da, endamına da değil,
bu derin aldanış, güzelliğine değil…
Aptallığı aşikar kıldı kalbim, gözlerime,
ağlayışlarıyla, saklanışlarıyla, sadıklığıyla.

Bittiğini mi sanıyorsun? Bitmeyecek…
Ben...

Elbette Yağacaksın

Sildiklerimi de sayarsak eğer,
Senin için, 10 milyon cümlem var.
olmak zorunda değildi,
yokluğuna bu kadar yazıyorsam…

Varlığına milyarlarca satır tüketebilirdim.
Hakkında söylenenleri biliyordum,
bilmezden gelip...

Sadece Senin İçin

Kaldığı yerden devam edecek ölüm,
ailemi, seni, beni alacak, belki beni ilk.
İlk sen gibi, ebediyete ereceğim ya,
aşkın güzelliğin gibi, sonsuz cennet.

Doğar doğmaz aldığın ilk şey nefes,
ölür ölmez vereceğin ilk şey de...

Söyleyememek

Bekliyorum sırtımda tonlarca yükle,
aşk ağırlığım, taşıyorum. İçinde sen varsın,
sırf bu yüzden dayanıyorum ve,
aşk benim gezegenimdir… İçinde sen varsın.

Dışında senden bozma makyajlar,
güzelliğini sakla o...

Buzullar Avuçlarımda

Hatrın başını kesmişler, kahvesi bir yanda,
kendi bir tarafa savrulurken telvesi bir yanda,
Aşkı bana sorma, cevabı elbette kötümser.
Hayalimde-ki kadar olabilseydin keşke.

Biliyorum, hayalim kadar temiz değilsin.
Biliyorum...

Sevecenin

Kolaymış, artık senin gibi düşünmeye başladım.
Ve üşümeye başladı göğüs kafesimin içi,
içimin yangınını körüklese de rüyalar,
yavaşça soğuyor ve uzaklaşıyorum senden.

Hadi hayırlısı, en arsızı aşk, özgürlük hırsızı.
Madem...

Güneşe Güvenme

Var olmadığını düşünüyordum.
Demin, demli bir bardak çayla,
hiç tanımasaydım diyorum.
Aşık olur mudyum yine de?

Senin gibi mi davranırdı, yerine
bu şekilde seveceğim insan?
Artık yüzünü görmek istemiyorum.
Görmüyorum da...

Zor Değil

Her şey de biraz Y var.
haYat,
Yaşam,
Yağmur.

Yâr.
Yaradan.
Yanaklar.
Yazı.

Yaş günleri.
Yaz mevsimi.
Yas, ağıt.
Yangın.

Yara.
Yürek.
Yıllar.
Yağmur.

...

Yenilenmek Yenilmek

BEN sabit bir aşığım.
Şahit Allah, kuruntu kovuğun,
aşk kabuklarınla dolacak elbet,
boşlukta kalacaksın, ben orada olacağım.

Gamlı baykuş gibi ediyorum bu sözleri,
kızıyorsundur bana, kızmışlığında vardır,
aslında, BEN sabit...

Hatırlamak

Sana veremediğim bir sürü hediyen var,
onları sana ulaştırmak, eminim aptallıktır.
Senden nefret etmek için onca sebebim varken,
neden, ben, senden nefret etmiyorum?

Öyle mi, yani hayat sayfam bu şekilde mi yazıldı...

Hasret

Ben, geçici güzelliğine aşık değilim.
Anlamın yok, henüz bulamadım varlığını.
Anlatabileni de yok derdimin, çaresi de.
Seni konuşan yok, yüzünden bahis açmıyorlar.

San-ki etrafımda herkes kör, sağır.
Ufak aralardan geçerken...

Görmek

Sürekli düşündüğüm, ölüm ve sen.
Hanginizi görmek istiyorum gerçekten?
Karanlığa merhaba deyip aydınlığın
ayrıldığı vakte, tan değil kan.

Kirli bir yatakta uyanacaksın,
ne sağın ne solunda, kimse yok.
Yansımanda iki nefti...

Azıcık

Çok zamanım yok, toplamda 60 sene.
Bunun her gününü sensiz var sayaraksak,
100 yıl fazladan yaşayacağım demektir.
160 yıllık ÇamOğuz’u, Aşık Oğuz.

Yine de azıcık kaldı zamanım,
günler ne kadar uzun olursa olsun,
sen ne...

Keşke Ölseydim

Keşke ölseydin diyorum, keşke.
Ama çare bu değil, bu daha acı olurdu.
Buna hiç dayanamazdım, sonuçta
yine yalnız kalırdım. Keşke ölseydim.

Bu senin için bir anlam ifade etmiyor,
nefes alıp vermem hiçbir şey değil,
senin...

Sabah

Kimi zaman güneşten sıcak kalbim,
kimi zaman buzla kaplı kuzey kutbu.
Son nefesimi verdiğimde aklımda
olmayacaksın, bunu biliyorum.

Önemseyenin olmayacak, sevdiklerin,
bir-bir terk edecekler seni, annen,
baban, bel-ki eşin...

Günah

Annem, “birisinin üzüntüsüne sebep olursan,
çok günah işlersin”, derdi. Ben çok kişinin
üzülmesine hatta ağlamasına neden oldum.
Ama benim de nedenlerim vardı. Basitçe.

Başlı-başına yok olmuş bir aşk...

Gafil

Hiç tanımamışım seni, en güvendiğimi,
güvensizliği de tanımamışım, yoksa
tanırdım seni, hiç tanımamışım-ki seni,
tanıyor olsaydım, güven zırhımı atmazdım.

Gitmek, bir bakıma kaçmak değil mi?
Nefesine darılınca, kaçmadın mı...

Bilinmeyen

Ya hakkında hiçbir şey bilmiyor olsaydım.
O zaman ne yapardım? Ne yapacaktım?
Bende-ki bu ”aziz” aşkı kimde harcayaktım?
Sen olmasaydın, ben olacak mıydım?

Beni sen mi şair ettin, zaten şair miydim?
Yüzlerce şiir...

Bilimsel

Sensizliğin bilimsel bir açıklaması yok,
açıklaması olmadığından, tedavisi de.

Tedavül zamanıda yok, dolayısı ile,
herhangi bir zamanında yok.

Sıradan bir müzikte duyabiliyorum adını.
Yolda yürürken birden...

Neden?

Tamamıyla gittiğimde ne yapacaksın?
Hani nefesindim ya ben senin, nefesini alırsam?
Hani her şeyimdin ya benim, sonra gittin,
ben gidersem, sende benim gibi kalırsın sonra.

Bilindik bir maneviyat, ihtiva değil benim-ki...

Ne Ne Kadar?

Bir bütünsün, aşk paylaşılabilir mi?
Rızasızdın, boynumu kırıp, yürüdüm.
Uzakları yakınlaştırdım kendime,
sana hala uzaktı, senden tüm uzaklar.

Senden bütün güzellikler, bir tutam acı da.
Sancı da büsbütün senden, sargıda...

Ne Kadar Güç

Bilmiyorsun, senden uzak kalmayı.
Sevmiyorum bu durumu,
sen yoksun diye seviyorum sensizliği,
sensizlikte seninle ilgili, bu yüzden hepsi.

Doğru çalışmıyor kafamın içi, deli gibi,
Doğru çalışmıyor kalbimin...

Serin

Göğsünden kopup gelmişti rüzgar,
tenindeki serinliği hediye ediyordu.
Esir olmamak bir yana, gönüllüydüm.
Her yaşamda-ki gibi, ölümlüyüm.

Bel-ki sana ait şeyleri büyütüyorum hala,
derinlere inmek için beni mi bekliyorsun...

Olmadı

Adının her harfi için, tek tek şiirler yazdım.
Olmadı, gözünde yer etmedi.
Değer verdiklerin içinde yok mu sözcükler?
Ben de budala gibiyim, hani anlamayan.

Ayrılığının her gününü yazacaktım, o kadar
uzun sürerdi-ki bu, gücüm...

Yaşlandım

Ruhum, paslı demirler kadar yaşlı.
Saçlarımda beyazlar var, normal.
Aksini kanıtlamak, her nefesimde sen.
Üzgünüm. Kırgınım. Buna rağmen aşığım.

Hangi boyutta aşkın? İlk meridyende
tıkanır karşıma çıkacak pısırığın.
Hangi...

Oğuzhan Deniz

Oğuzhan Deniz Kimdir?

1989 Mayıs 19'da, İstanbul/Üsküdar da doğdum ve yaşıyorum. Aslen Samsun/Çarşamba'dan geliyorum. 12 Yaşından bu yana saçmalıyorum. Saçmalıklarımdan bazıları aşağıdaki gibi.

Eski Ahit:
Lehçe-i Tefrik-2002
En Karanlık Dönem-2002
Divân-ı Derûn-2002
Bân-ı Bed-2002
Kâtib-ûl Cefâ-2002
Ziyân-ı Bed-2002
Bed’in Sandığı-2002
Yağmur Ağacı-2003-2004
Aşk Gölgesi-2004-2005
Terk Edilme Mevsimi
Kalp Belası
Aşık İhtimali
Yağmur Kuşağı
Aşk Tüccarı
Canlı Anestezi

#OD:
Yangın-2015
Ölüm Çıkmazı-2015
Yaratıcıya Mektuplar 2015-2016

Hz Allah:
Allah’u Teala Hazretlerinin her bir ismine yazılmış 99 tenzih niteliğinde şiir. 2007-2016

Şiirsel Yatalak
2005-2016

Yeni Ahit:
Alev-2015
Camdan Kafes-2015
Hengâm-2015-2016
Kahve Etkisi-2016
Od-û Gazel-2016
Mütebâki-2016
Şûrîde-2016

Kitapları:
İkimiz 10 Mayıs’tan Sonra
Benim Hayatım
Dünya Yalnızı
Ölememek-1(Louylvel)
Ölememek-2(Yeşil Ay)
Sorgu
Yağmur ve Bulut
Kiracı
KurtAdam ve Kıvırcık Saçlı Kız
Tespit
Aslında Aşığım Kitap Versiyonu
Alev
7

Gelecek Ahit
[ - ]

Bunun dışında sandığınızın aksine;
Kelimelerin gücüne inananlardan… çünkü kainatın efendisi Hz Allah kelimelerle iletişim kuruyor. Bunun için kelimelerin bir değeri olmalı. Kelimeleri sese dönüştürebilen zihnimin ses tellerine olan hakimiyetindendi her şeyin aşikâr ortada oluşu. Ve böylesine güzel bir kainatın ihtimallerle gözlerini oyalayacak sebeplere ihtiyacı yoktur. O yüzden rakamları ve kelimeleri önemser. Aşk’ta kelimedir, kimine göre matematik, işte bu yüzden her hissin başında gelir. Ne güzel de gelir. Geldiği gibi kolay değildir gidişi… gitmesini istemeyiz zaten baş ucumuzdan… uykusunu Yaratan’ın verdiği, uyanırken Ruh’unu ne ilimle tekrar-tekrar bahşettiğini bildiğindendir Aşk’ı… ve Aşk, erişilmez olana aitti, o yüzden Aşk’tır zaten adı, erişilemeyeceğinden. Kimsenin O’na benzemediği, her şeye ilim ve kudret verdiği, her türlü eksiklikten uzak olana Aşık olunmalıydı… bunu anlatmanın kolay yolları vardır ama zor olan, aynı yöntem ile tekrar tekrar anlatmaktır Ruh’un bahşi gibi. Binlerce sene anlatsa da O’nun hakkında hiçbir şey anlatmamış sayılır. İşte bu yüzden kelimelerin ölümsüzlüğüne inanışı. Öyle derin bir inanışa yolculuğunun eserleri tüm yazdıkları. Bu yüzden karmaşa dolu, kainatın kusursuzluğunun üstünde bir kusursuzluğa sahipten öte kimdir mükemmeli? Tenzih etmek bile küstahlıktır böylesi Zaat’a… öyle merhametli bir Zaat ki, kullanılan ne kadar kelime varsa, kötü olanlarından yine o Zaat’a sığınıp af diliyor. İyi olanları için merhamet dileniyor… evet evet, bildiğiniz dilenmek… dilenilmesi gereken tek Zaat’a. Şükürlerin tek sahibi ve kalplerin kudret elinde olan Zaat’a… o yüzden,DELİRMEK DEĞİL BU YAPTIĞIM… DİRİLMEK.
Yeniden dirilmek bu yaptığı, ruhunu öylesine diri hissettiği anların tümü. Karşısında hiçbir hükmü olmadığından sözü karışık ve kargaşa içerir. Neyin gerçek, neyin yanlış olduğunu öğrendiği kainatın bir parça Dünyasına tamahsızlık tatminkârlığına ilelebet yürüşüyle.

****

Bendeniz Oğuzhan Deniz

Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Aşk bitmeyeceğinden, Aşk’a gönüllü yürüyen ölümlüyüm.
Karamsarlığımın narin dizeleri… dizlerinde yara bere…
Onca sahteden uzaktayım.
Kendi kasabamdayım.
Günahlarımdan geçebilir miyim sıratı?
Suratımı görebilseydim keşke o an… yüzüm dargın aynalarıma.
Sonsuza kadar görebilecekmişim gibi dünyayı, öncesizliğime aldırmadan.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze böyle başladım, Aşk’la bitirdim.
Yazabileceğim en manidar şey oydu çünkü.
Ne gariptir, ben gibi binlerce Aşık silindiler yeryüzünden, sadece söyledikleri kaldı, ona rağmen Aşk’a dair söylenecekler bitmedi.
Bitmeyecekmiş gibi gördüğüm dünyadan, öncesizliğime aldırmadan Aşığım.
Bu tuhaflıktan irkilip, gözlerimi görünmezin merkezine iliştirebiliyorum.
Ve görüyorum karanlıkları, masumluğumu kaybettiğimden beri sırtımda günahlarım.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok söze Aşk’la başladım, mutsuzlukla bitirdim.
Oysa…
En sevdiğim iki bitki, çay ve tütün… Tuhaftır, ikisi de kanser eder, ciğerimse aldırmaz buna.
Ne tuhaftır, hiç bitmeyecekmiş gibi söyleyeceklerim.
Ne tuhaftır, içim dökülmek ister yerlere, dağılmak ister sağa sola.
Mutluluktan nefret eden ama mutluluk arayan adam gibi.
Ne gereği varsa her şeyin, o yüzden buradayım ve adım Oğuzhan Deniz.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözü gecenin uçsuz bucaksız karanlığında yazdım.
Saat 03:10 açım.
Sırtımda nefsim, ağırlığını hissedebiliyorum, doğrulardan vazgeçip dinleniyorum yanlışlarda.
Masumluğumu kaybettiğimden beri imkansızım…
Çocukluğumu geride bıraktığımdan beri aptalım.
Ne tuhaftır, çocukken bu halime özenirdim oysa.
Garip bir müziğin ahengine kaptırmış kendimi, karamsarlık ekiyorum sayfalara.
Ne gereği varsa mutluluğun, işte o yüzden mutsuzum.

Bendeniz Oğuzhan Deniz
Birçok sözün sahibiyim ve kelimelere sığındım… kurşun bir kalemin tükenmesi gibi tükeniyorum.
Hiç anlaşılmayacak filmler gibi, anlamaya çalışıyorum hayatı.
Oysa ömrümün en kış günündeyim.
Hava soğuk, nefesim havaya kafa tutarcasına gökyüzüne uzanıp kayboluyor.
Şairliğimden utanıp, onca kelimeyi boca ettim sayfalara.
Ne tuhaftır, bazılarını bende anlamıyorum.
Ona rağmen yazıyorum ve buna rağmen anlayamıyorum.
Ne gereği varsa kalemin, kağıdın, o yüzden buradayım ve bendeniz Oğuzhan Deniz.

Hitabet-i Bediî